Vadim Zeland’ın Reality Transurfing – Gerçeklik Transurfing sistemindeki en önemli kavramlardan biri “sarkaçlar”dır.

İlk bakışta biraz garip bir kavramdır.

Ortada gerçek bir sarkaç yoktur.

Zeland burada fiziksel bir nesneden söz etmez.

İnsanların ortak düşünceleri, ortak duyguları ve ortak davranışlarıyla oluştuğunu söylediği yapılara sarkaç adını verir.

Bir futbol takımı etrafındaki taraftar kitlesi bir sarkaç olabilir.

Bir siyasi hareket sarkaç olabilir.

Bir şirket kültürü sarkaç olabilir.

Bir internet tartışması sarkaç olabilir.

Bir moda akımı sarkaç olabilir.

Bir aile içinde yıllardır devam eden kavga bile küçük ölçekte bir sarkaç gibi düşünülebilir.

Sarkaç kavramı Reality Transurfing'in ilk cildi olan The Space of Variations kitabının ikinci bölümünde ele alınır. Kitabın İngilizce ilk cildi 2008 yılında John Hunt Publishing tarafından yayımlanmıştır.

Zeland’ın sistemini anlamak için önce şu basit fikirle başlayabiliriz:

İnsanların dikkati bir yerde toplandığında, o şey güçlenmeye başlar.

Sarkaç düşüncesinin temeli budur.


1. Sarkaç Nedir?

Zeland sarkaçları insanların ortak düşünce ve davranışlarıyla oluşan bir çeşit enerji-bilgi yapısı olarak tanımlar.

Buradaki “enerji” sözcüğünün fizik bilimindeki enerji kavramıyla aynı anlamda kullanılmadığını baştan belirtmek gerekir.

Sarkaç, Transurfing sisteminin metafizik bir kavramıdır.

Bilimsel olarak ölçülmüş bağımsız bir enerji yapısı değildir.

Fakat kavramı günlük hayat açısından şöyle düşünmek mümkündür:

Bir grup insan aynı konu üzerinde düşünmeye başladığında ortak bir yapı ortaya çıkar.

İnsanlar aynı konu hakkında konuşur.

Aynı sembolleri kullanır.

Aynı şeylere kızar.

Aynı şeyleri savunur.

Aynı insanları destekler.

Aynı insanlara karşı çıkar.

Zaman içinde grup kendi kültürünü oluşturmaya başlar.

Artık sadece insanların oluşturduğu bir grup yoktur.

Grubun kendi kuralları vardır.

Kendi dili vardır.

Kendi beklentileri vardır.

Kendi davranış biçimleri vardır.

Hatta bazen grubun çıkarlarıyla grubun içindeki bireyin çıkarları birbirinden ayrılmaya başlar.

Zeland tam olarak bu noktada sarkacın bağımsız davranmaya başladığını söyler.

Reality Transurfing kaynaklarında sarkaç, insanların dikkatini ve duygularını kendisine çeken ve bu etkileşim büyüdükçe güçlenen grup yapısı şeklinde açıklanır.


2. Neden Adına “Sarkaç” Deniyor?

Bir sarkacı düşünün.

Bir tarafa gider.

Sonra diğer tarafa gider.

Tekrar geri döner.

Her yeni hareket önceki hareketin devamını getirir.

Eğer dışarıdan enerji verirseniz daha güçlü sallanmaya başlar.

Zeland bu benzetmeyi toplumsal yapılara uygular.

Bir tartışma başladığını düşünün.

Bir kişi bir şey söyler.

Diğer kişi karşı çıkar.

İlk kişi daha sert cevap verir.

Diğer kişi daha da sert karşılık verir.

Bir süre sonra tartışmanın başlangıç nedeni bile unutulur.

Ama tartışma devam eder.

İnsanlar artık problemi çözmeye çalışmıyordur.

Tartışmayı sürdürmektedir.

Zeland’ın diliyle söylersek:

Sarkaç sallanmaya başlamıştır.


3. Sarkaç Nasıl Oluşur?

Zeland’a göre bir sarkaç genellikle birden fazla insanın düşüncesinin aynı yöne yönelmesiyle oluşur.

Başlangıçta basit bir ortak amaç bulunabilir.

Örneğin birkaç kişi bir şirket kurabilir.

Başlangıçta amaç oldukça açıktır.

Ürün üretmek.

Para kazanmak.

Müşteriye hizmet vermek.

Fakat şirket büyüdükçe yeni bir yapı ortaya çıkar.

Departmanlar oluşur.

Kurallar oluşur.

Unvanlar oluşur.

Toplantılar oluşur.

Prosedürler oluşur.

Zamanla bazı insanlar şirketin ilk amacını bile unutabilir.

Artık prosedür, amacın önüne geçebilir.

Şirket için iyi görünmek, gerçekten iyi bir iş yapmaktan daha önemli hale gelebilir.

Bir sistem ortaya çıkmıştır.

Bu sistem insanların davranışlarını yönlendirmeye başlamıştır.

Zeland bunu bir sarkaç örneği olarak görürdü.


4. Sarkaçların En Önemli Besini: Dikkat

Sarkaç kavramının en ilginç tarafı burada ortaya çıkar.

Zeland’a göre bir sarkacın temel ihtiyacı insanın dikkatidir.

Dikkat nereye giderse zihinsel enerji de büyük ölçüde oraya gider.

Bunu mistik bir anlam vermeden günlük hayatta da kolayca gözlemleyebiliriz.

Bir konu sizi çok kızdırıyorsa onu takip etmeye başlarsınız.

Haberlerini okursunuz.

Videolarını izlersiniz.

Yorumlarını okursunuz.

Arkadaşlarınıza anlatırsınız.

Karşı görüş yazarsınız.

Tekrar kontrol edersiniz.

Bütün bunların sonucunda aslında sevmediğiniz bir konuya saatlerinizi vermiş olursunuz.

Konu sizin zihninizde daha fazla yer kaplamaya başlar.

Zeland bunu:

Sarkaç sizin enerjinizi aldı.

şeklinde yorumlar.

Daha sade bir ifadeyle ise şöyle diyebiliriz:

Dikkatinizi verdiğiniz şey hayatınızda daha fazla yer kaplamaya başlar.

Zeland’ın resmî sitesinde Transurfing yaklaşımının temelinde dikkatin yönlendirilmesinin bulunduğu açık biçimde ifade edilir.


5. Sarkaç Sadece Destekleyenlerden Beslenmez

Burada Transurfing'in en ilginç düşüncelerinden biri vardır.

İnsan genellikle şöyle düşünür:

Bir şeyi destekliyorsam onu güçlendiririm.

Karşı çıkıyorsam onu zayıflatırım.

Zeland ise bunun her zaman böyle olmadığını söyler.

Ona göre bir sarkaç hem destekleyenlerin hem de ona şiddetle karşı çıkanların dikkatinden beslenebilir.

Bir futbol takımını düşünelim.

Takımı çok seven insan sürekli takımı konuşur.

Ama takımdan nefret eden insan da sürekli o takımı konuşabilir.

Birisi:

“Bu takım dünyanın en iyisi.”

der.

Diğeri:

“Bu takımdan nefret ediyorum.”

der.

Duygular zıt olabilir.

Ama dikkat aynı yere gitmektedir.

Zeland açısından önemli olan nokta budur.

Sarkaç için sevgi ile nefret bazen aynı sonucu doğurabilir: dikkat.


6. Sosyal Medya Sarkaçları Anlamak İçin Çok İyi Bir Örnektir

Zeland Reality Transurfing'i yazmaya başladığında bugünkü sosyal medya dünyası henüz oluşmamıştı.

Fakat sarkaç kavramını bugün anlatmak için sosyal medya oldukça iyi bir örnek sunuyor.

Birisi tartışmalı bir paylaşım yapar.

İnsanların yarısı destekler.

Diğer yarısı kızar.

Kızanlar paylaşımı alıntılar.

Eleştirir.

Tekrar paylaşır.

Arkadaşlarına gönderir.

Yorum yapar.

Sonuçta gönderi daha fazla insana ulaşır.

Yani bazen bir içeriği yok etmeye çalışan insanların tepkileri, içeriğin daha fazla yayılmasına yardımcı olabilir.

Burada sarkaç kavramına benzeyen gerçek sosyal mekanizmalar vardır.

Araştırmalar çevrimiçi ortamlarda grup kimliği, karşı grup düşmanlığı ve sosyal etkileşimin kutuplaşmayı güçlendirebildiğini göstermektedir. Özellikle çevrimiçi iletişim, benzer görüşlü gruplar içindeki görüşleri daha uç noktalara taşıyabilir ve karşıt gruplar arasındaki ayrımı artırabilir.

Bu durum sarkaçların gerçekten bağımsız enerji varlıkları olduğunu göstermez.

Ama Zeland’ın gözlemlediği bazı toplumsal davranışların gerçek psikolojik karşılıklarının bulunduğunu gösterir.


7. Öfke Sarkaçlar İçin Neden Bu Kadar Güçlüdür?

İnsan sakin olduğu bir şeyi sürekli takip etmez.

Fakat kızdığı şey dikkatini tekrar tekrar çekebilir.

“Bir daha bakmayacağım.”

dersiniz.

Sonra tekrar bakarsınız.

Çünkü öfke güçlü bir dikkat mekanizmasıdır.

Özellikle sosyal medya ortamlarında ahlaki öfke içeren davranışların sosyal öğrenme ve platform geri bildirimleri yoluyla güçlenebildiğine ilişkin araştırmalar vardır. Kullanıcılar öfkeli ifadelerin sosyal olarak ödüllendirildiğini gördüklerinde benzer ifadeleri daha fazla kullanabilmektedir.

Zeland’ın diliyle:

Sarkaç insanı duygusal olarak yakalamıştır.

Psikolojinin diliyle:

Duygusal uyarılma, grup normları, sosyal pekiştirme ve dikkat mekanizmaları davranışı sürdürüyor olabilir.

Aynı davranışı iki farklı model farklı şekilde açıklamaktadır.


8. “Biz ve Onlar” Sarkaçların En Güçlü Yapılarından Biridir

Bir sarkacın insanları kendisine bağlamasının en kolay yollarından biri insanlara bir kimlik vermektir.

Biz.

Ve onlar.

Biz doğruyuz.

Onlar yanlış.

Biz iyiyiz.

Onlar kötü.

Biz akıllıyız.

Onlar cahil.

Bu noktada konu artık yalnızca bir fikir olmaktan çıkar.

İnsan kendi kimliğini o fikirle birleştirmeye başlar.

Birisi fikre karşı çıktığında insan bunu kendi kişiliğine saldırı gibi algılayabilir.

Böylece tartışma giderek daha sertleşir.

Sosyal psikolojide grup kimliklerinin insanların düşünce ve davranışları üzerinde güçlü etkileri bulunduğu uzun süredir bilinmektedir. İnsanların kendilerini ait oldukları gruplar üzerinden tanımlamaları, grup normlarına uygun davranışları ve diğer gruplarla yaşanan çatışmaları etkileyebilir.

Zeland bu süreci sarkaç kavramıyla açıklamaya çalışır.


9. Sarkaç Bizi Nasıl Yakalar?

Bir sarkaç genellikle insanın güçlü duygularından yararlanır.

Bunlar olumlu da olabilir.

Olumsuz da olabilir.

Zeland özellikle şu tür duygulara dikkat çeker:

Korku.

Öfke.

Suçluluk.

Endişe.

Aşırı hayranlık.

Nefret.

Görev duygusu.

Kendini ispatlama ihtiyacı.

Bir tartışmanın sizi içine çektiğini düşünün.

Başlangıçta küçük bir yorum vardır.

Sonra birisi size cevap verir.

Cevap biraz serttir.

Siz de cevap verirsiniz.

Sonra:

“Buna cevap vermeden bırakamam.”

diye düşünürsünüz.

İşte önemli nokta budur.

Artık özgürce cevap vermiyorsunuzdur.

Cevap vermek zorundaymış gibi hissediyorsunuzdur.

Zeland’ın bakışında sarkacın insan üzerinde kontrol kurmaya başladığı nokta tam olarak budur.


10. Sarkacın En Büyük Silahlarından Biri: Zorunluluk

Bazı düşünceler insanın kafasında şöyle görünür:

“Bunu yapmak zorundayım.”

“Buna cevap vermek zorundayım.”

“Onlara kendimi kanıtlamalıyım.”

“Bu tartışmayı kazanmalıyım.”

“Haksız olduklarını göstermeliyim.”

Zeland’a göre burada insan kendi hedefinden uzaklaşmaya başlar.

Artık kendi istediğini yapmamaktadır.

Dışarıdan gelen uyarana tepki vermektedir.

Bu küçük fark önemlidir.

Eylem ile tepki aynı şey değildir.

Eylemde yönü siz belirlersiniz.

Tepkide yönü karşınızdaki şey belirler.

Transurfing'in sarkaçlardan uzaklaşma düşüncesi büyük ölçüde insanın bu otomatik tepki durumundan çıkmasına dayanır.


11. Sarkaç ve Denge Yasası Arasındaki İlişki

Bir önceki yazıda anlattığımız aşırı potansiyel ve denge kuvvetleri burada yeniden devreye girer.

Zeland’a göre sarkaçlar insanın olaylara aşırı önem vermesinden yararlanır.

Bir şey sizin için normalden fazla önemli hale geldiğinde sarkacın sizi yakalaması kolaylaşır.

Örneğin:

“Bu tartışmayı mutlaka kazanmalıyım.”

düşüncesi dış önem oluşturur.

“Ben yanlış çıkamam.”

düşüncesi ise iç önem oluşturabilir.

İkisi birleştiğinde küçük bir tartışma büyük bir meseleye dönüşür.

Zeland aşırı önemin dengeyi bozduğunu ve denge kuvvetlerinin ortaya çıkmasına neden olduğunu söyler. Ayrıca sarkaçların korku, kaygı, nefret, suçluluk ve benzeri güçlü reaksiyonlardan yararlandığını anlatır.

Bu nedenle sarkaç ile denge yasası aslında aynı sistemin farklı parçalarıdır.

Önem yükselir.

Duygu yükselir.

İnsan tepki vermeye başlar.

Sarkaç daha fazla dikkat alır.


12. Sarkaçla Savaşmak Neden İşe Yaramayabilir?

Zeland’ın en sıra dışı önerilerinden biri şudur:

Bir sarkaçla doğrudan savaşmayın.

Çünkü savaşmak da ona dikkat vermektir.

Bir insanı düşünün.

Sürekli:

“Bu insanı hayatımdan çıkarmalıyım.”

diye düşünüyor.

Fakat bütün gün o insan hakkında konuşuyor.

Ne yaptığını takip ediyor.

Onun hakkında arkadaşlarına şikâyet ediyor.

Sosyal medya hesabını kontrol ediyor.

Zihninde sürekli onunla tartışıyor.

Fiziksel olarak uzaklaşmış olabilir.

Ama zihinsel olarak hâlâ o kişinin etrafında dönmektedir.

Zeland açısından sarkaç hâlâ çalışmaktadır.

Bu nedenle Transurfing yaklaşımında doğrudan saldırmak yerine ilgiyi azaltmak önerilir.

Bazı Transurfing eğitim materyallerinde de sarkaçtan özgürleşmenin onu zorla yok etmeye çalışmak değil, mümkün olduğunca dikkatin dışına bırakmak olduğu anlatılır.


13. Görmezden Gelmek ile Kaçmak Aynı Şey Değildir

Burada önemli bir fark vardır.

Zeland’ın söylediği şey problemlerden kaçmak değildir.

Bir borcunuz varsa:

“Borcu görmezden geleyim.”

demek değildir.

Bir hukuki sorun varsa:

“Yokmuş gibi davranayım.”

demek değildir.

Bir sağlık sorunu varsa:

“Bunu düşünmezsem geçer.”

demek hiç değildir.

Buradaki fikir daha çok duygusal beslemeyi azaltmaktır.

Problem varsa çözülür.

Gerekli işlem yapılır.

Ama problem zihinde sürekli tekrar tekrar büyütülmez.

Örneğin bir işyerinde problem yaşadınız.

Sorunu yöneticinizle konuşursunuz.

Gerekli maili gönderirsiniz.

Gerekirse başka iş ararsınız.

Bunların hepsi eylemdir.

Fakat her akşam üç saat boyunca:

“Bana bunu nasıl yaptı?”

diye düşünmek çözüm üretmeyebilir.

Zeland’ın ayırmaya çalıştığı şey budur.


14. Sarkaç Nasıl Bozulur?

Zeland sarkaçlarla mücadele ederken iki temel fikirden söz eder.

Bunlardan biri sarkacın başarısızlığa uğratılmasıdır.

Diğeri ise sarkacın enerjisinin farklı biçimde yönlendirilmesidir.

Basit şekliyle söyleyelim.

Sarkaç sizden belirli bir tepki bekler.

Siz beklenen tepkiyi vermezsiniz.

Örneğin biri sizi kızdırmaya çalışıyor.

Normalde bağırmanız bekleniyor.

Siz sakin kalıyorsunuz.

Karşınızdaki kişi tartışmayı büyütmeye çalışıyor.

Siz tartışmanın içine girmiyorsunuz.

Sarkacın alıştığı senaryo çalışmamış olur.

Bazen bir tartışmanın bitmesinin en kolay yolu karşı tarafı yenmek değildir.

Tartışmanın içine girmemektir.


15. Bir Sarkaçtan Çıkmanın En Basit Yolu

Bir sarkacın içinde olup olmadığınızı anlamak için kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Şu anda yaptığım şeyi gerçekten ben mi yapmak istiyorum, yoksa sadece bir şeye tepki mi veriyorum?”

Bu oldukça güçlü bir sorudur.

Bir sosyal medya yorumuna cevap yazıyorsunuz.

Neden?

Gerçekten bir bilgi vermek mi istiyorsunuz?

Yoksa karşıdaki insan sizi kızdırdığı için mi?

Bir toplantıda konuşuyorsunuz.

Neden?

Gerçekten bir çözüm mü öneriyorsunuz?

Yoksa kendinizi ispatlamaya mı çalışıyorsunuz?

Bir ürün satın alıyorsunuz.

Neden?

Gerçekten ihtiyacınız mı var?

Yoksa çevrenizde herkes aldığı için mi?

Bazen cevap çok açıktır.

Bazen değildir.

Ama soru bile insanı otomatik davranıştan biraz uzaklaştırabilir.


16. İş Hayatındaki Sarkaçlar

Sarkaçları sadece siyaset veya sosyal medya gibi büyük alanlarda aramak gerekmez.

İşyerlerinde de çok sayıda küçük sarkaç oluşabilir.

Örneğin bir şirkette iki departman sürekli birbirini suçluyor olabilir.

Satış ekibi:

“Yazılım ekibi hiçbir şeyi zamanında yapmıyor.”

der.

Yazılım ekibi:

“Satış ekibi ne istediğini bilmiyor.”

der.

Bir süre sonra iki taraf da karşı tarafın hata yapmasını beklemeye başlar.

Her hata önceki düşünceyi doğrular.

Tartışma kendi kendisini besler.

Artık amaç şirket için iyi sonuç üretmek değildir.

Kimin haklı olduğunu göstermek haline gelir.

Zeland bunu çok tipik bir sarkaç davranışı olarak yorumlardı.

Çünkü kişiler artık kendi hedefleri yerine sistemin yarattığı çatışmaya enerji vermektedir.


17. Aile İçinde de Sarkaç Oluşabilir

Bazı tartışmalar yıllarca devam eder.

Hatta başlangıç nedenini kimse hatırlamaz.

Bir aile toplantısında biri küçük bir cümle söyler.

Diğer kişi geçmişte yaşanan bir şeyi hatırlatır.

Bir başkası başka bir olayı anlatır.

Yirmi yıl önceki mesele yeniden açılır.

Herkes kendi pozisyonuna geçer.

Tartışma tekrar başlar.

Bu tür durumlarda insanlar çoğu zaman tartışmanın içeriğini değil, yıllardır öğrendikleri rolleri tekrarlar.

Bir kişi saldırır.

Bir kişi savunur.

Bir kişi arabulucu olur.

Bir kişi küser.

Sonra aynı yapı başka bir olayda tekrar ortaya çıkar.

Zeland’ın diliyle söyleyecek olursak:

Aile sarkacı tekrar sallanmaya başlamıştır.


18. Reklam ve Tüketim Dünyasında Sarkaçlar

Markalar da güçlü topluluklar oluşturabilir.

İnsan sadece bir telefon satın almaz.

Bazen bir kimlik satın almaya başlar.

“Biz bu markayı kullanıyoruz.”

“Onlar diğer markayı kullanıyor.”

Bir süre sonra ürün tercihinin kendisi insanın kimliğinin parçasına dönüşebilir.

Biri markayı eleştirdiğinde insan kendi kişiliği eleştirilmiş gibi hissedebilir.

Burada ürün artık yalnızca ürün değildir.

Bir aidiyet sembolüdür.

Zeland’ın sarkaç düşüncesi bu tür durumlara oldukça kolay uygulanabilir.


19. Sarkaçlar Her Zaman Kötü müdür?

Hayır.

Bu önemli bir noktadır.

Zeland sarkaç kavramını çoğu zaman insanın enerjisini alan sistemleri anlatırken kullanır.

Fakat insanların oluşturduğu her toplumsal yapı zararlı değildir.

Bir bilim topluluğu da ortak bir yapı oluşturur.

Bir şirket de oluşturur.

Bir yardım kuruluşu da oluşturur.

Bir spor kulübü de oluşturur.

Bir açık kaynak yazılım topluluğu da oluşturur.

İnsan zaten toplumsal bir varlıktır.

Gruplar olmadan modern toplum düşünülemez.

Sorun grubun bulunması değildir.

Asıl soru şudur:

Siz grubu mu kullanıyorsunuz, yoksa grup sizi mi kullanıyor?

Bir topluluk sizin hedeflerinize yardımcı olabilir.

Bilgi sağlayabilir.

Arkadaşlık sağlayabilir.

İmkân sağlayabilir.

Fakat bir noktadan sonra bütün zamanınızı, kimliğinizi ve dikkatinizi ele geçiriyorsa durum değişir.


20. Yararlı Bir Sarkacın İçinde Bilinçli Olarak Kalmak

Transurfing yaklaşımını aşırıya götürüp bütün gruplardan uzaklaşmak doğru bir sonuç olmaz.

İnsan toplum içinde yaşar.

Bir şirkette çalışır.

Bir aileye sahiptir.

Bir ülkenin vatandaşıdır.

Meslek toplulukları vardır.

Arkadaş çevreleri vardır.

Önemli olan hiçbir sarkaca dahil olmamak değildir.

Önemli olan kendi yönünü tamamen kaybetmemektir.

Bir gruba katılabilirsiniz.

Ama grubun her düşüncesini kabul etmek zorunda değilsiniz.

Bir şirket için çalışabilirsiniz.

Ama bütün kişiliğinizi şirket unvanınızla tanımlamak zorunda değilsiniz.

Bir takımı destekleyebilirsiniz.

Ama rakip takımın yenilgisini kendi hayatınızın amacı haline getirmeniz gerekmez.

Zeland’ın özgürlük dediği şey buna yakındır.


21. Sarkaçlar ve Haberler

Günümüzde sarkaç kavramını anlamak için haber tüketimi de iyi bir örnektir.

Bir olay gerçekleşir.

Haber siteleri verir.

Sosyal medya konuşur.

Televizyon tartışır.

Yorumcular tartışır.

İnsan sürekli yeni bilgi geldiğini düşünerek aynı konuya tekrar tekrar bakar.

Oysa birkaç saat içinde gerçekten yeni bilgi çok az olabilir.

Buna rağmen dikkat sürekli aynı olayda kalır.

Bir süre sonra insanın zihninde olay gerçek boyutundan çok daha büyük bir yer kaplamaya başlayabilir.

Bu nedenle bir olay hakkında bilgi sahibi olmak ile sürekli olaya maruz kalmak aynı şey değildir.

Sarkaç açısından ikinci durum özellikle önemlidir.


22. Algoritmalar Sarkaçları Büyütüyor mu?

Burada dikkatli olmak gerekir.

Sosyal medya algoritmalarını tek başına bütün kutuplaşmanın nedeni olarak göstermek bilimsel olarak fazla basit bir açıklama olur.

Araştırmalar kullanıcı tercihleri, grup yapıları, içerik üreticilerinin teşvikleri ve platform tasarımının birlikte rol oynayabileceğini gösteriyor. Daha yeni çalışmalar, radikalleşme ve kutuplaşmanın yalnızca algoritmik yönlendirmeyle açıklanamayacağını, kullanıcıların mevcut tercihleri ve içerik üretim teşviklerinin de önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Fakat bir şey açıktır:

İnsanların dikkatini uzun süre tutabilen içerik değerlidir.

Öfke.

Şaşkınlık.

Korku.

Kimlik.

Çatışma.

Bunların hepsi güçlü dikkat kaynaklarıdır.

Zeland’ın sarkaç modeliyle bakıldığında bugünkü dijital ortam gerçekten çok sayıda dev sarkaç üretmeye uygun görünür.


23. Sarkaçtan Çıkmak İçin Önem Derecesini Azaltmak

Sarkaç kavramı yeniden denge yasasına bağlanır.

Zeland’a göre insanın en güçlü araçlarından biri:

Önemi azaltmaktır.

Örneğin birisinin sizin hakkınızda yanlış bir şey söylediğini düşünün.

İlk düşünce:

“Bunu hemen düzeltmeliyim.”

olabilir.

Bazen gerçekten düzeltmek gerekir.

Ama daha sonra şu düşünce ortaya çıkabilir:

“Herkes benim haklı olduğumu bilmek zorunda.”

İşte burada önem büyümeye başlamıştır.

İnsan artık gerçeği düzeltmeye değil, herkesin kendisi hakkında doğru düşünmesini sağlamaya çalışmaktadır.

Bu neredeyse imkânsız bir hedeftir.

Zeland açısından burada yapılması gereken şey:

“İnsanların benim hakkımda ne düşündüğünü tamamen kontrol etmek zorunda değilim.”

diyebilmektir.

Sorun kaybolmayabilir.

Ama sarkacın tutunacağı alan küçülür.


24. Sarkaçlardan Kurtulmak İçin Günlük Bir Yöntem

Günlük hayatta şu basit yöntem kullanılabilir:

1. Önce duyguyu fark edin

Şu anda kızgın mıyım?

Korkuyor muyum?

Kendimi ispatlama ihtiyacı mı hissediyorum?

2. Tepki vermeden önce bekleyin

Hemen cevap vermek zorunda değilsiniz.

Bir mesaj beş dakika sonra da cevaplanabilir.

Bazen bir saat sonra da.

Bazen hiç cevap vermek gerekmez.

3. Kendi hedefinizi hatırlayın

Ben burada ne istiyorum?

Tartışmayı kazanmak mı?

Sorunu çözmek mi?

4. Maliyeti düşünün

Bu konuya ne kadar zaman veriyorum?

Beş dakikalık bir problem için üç saat mi harcıyorum?

5. Önemi azaltın

“Bu olay benim bütün hayatımı belirlemiyor.”

6. Gerekli eylemi yapın

Problem gerçekse çözüm üretin.

7. Sonra dikkati başka yere taşıyın

Zeland’ın sarkaçlardan çıkış düşüncesinin en sade hali budur.


25. Sarkaç Kavramının En Güçlü Tarafı Belki de Budur

Sarkaçların gerçekten metafizik enerji yapıları olduğuna inanmak zorunda değiliz.

Kavramı tamamen psikolojik bir metafor olarak da kullanabiliriz.

O zaman soru şu hale gelir:

Hayatımdaki hangi sistemler benden sürekli dikkat istiyor?

Hangi tartışmalar?

Hangi insanlar?

Hangi haberler?

Hangi sosyal medya hesapları?

Hangi korkular?

Hangi gruplar?

Hangi rekabetler?

Bunlara ne kadar zaman veriyorum?

Ve daha önemlisi:

Bunların ne kadarı gerçekten benim seçtiğim şeyler?

Bu soruların cevapları bazen oldukça şaşırtıcı olabilir.


26. Bilimsel Açıdan Sarkaçlar Gerçek mi?

Burada yine sınırı açık tutmak gerekir.

Zeland’ın tanımladığı biçimde insanların düşüncelerinden oluşan, bağımsız davranabilen ve insanların enerjisinden beslenen bir enerji-bilgi varlığının bulunduğunu gösteren kabul edilmiş bilimsel kanıt yoktur.

Sarkaç bu anlamıyla metafizik bir kavramdır.

Fizikte veya psikolojide kabul edilmiş bağımsız bir varlık değildir.

Fakat sarkaç teorisinin içerisinde tarif edilen bazı davranışlar sosyal psikolojide gerçekten araştırılmaktadır.

Grup kimliği gerçektir.

Grup normlarının insan davranışı üzerindeki etkileri gerçektir.

Biz-onlar ayrımı gerçektir.

Grup kutuplaşması araştırılmış bir olgudur.

Sosyal pekiştirme davranışı etkileyebilir.

Çevrimiçi ortamlarda öfke ve grup çatışmaları büyüyebilir.

Dolayısıyla yine iki şeyi birbirinden ayırmak gerekir.

Zeland’ın açıklaması metafiziktir.

Gözlemlediği bazı insan davranışları ise gerçektir.

Bu ayrım Reality Transurfing'i daha sağlıklı okumayı sağlar.


Sonuç

Vadim Zeland’ın sarkaç teorisi ilk bakışta karmaşık görünebilir.

Ama temel düşüncesi oldukça basittir.

İnsanlar ortak düşünceler ve duygular etrafında toplandığında güçlü toplumsal yapılar oluşur.

Bu yapılar insanlardan sürekli dikkat ister.

İnsan destekleyerek de dikkat verebilir.

Karşı çıkarak da.

Severek de.

Nefret ederek de.

Zeland’ın en önemli uyarısı buradadır:

Bir şeyle savaşırken bütün hayatınızı o şeyin etrafında kurabilirsiniz.

O zaman görünüşte karşı olduğunuz şey aslında dikkatinizi yönetmeye başlamıştır.

Bu yüzden her savaşa girmek gerekmez.

Her yoruma cevap vermek gerekmez.

Her tartışmayı kazanmak gerekmez.

Her eleştiriyi düzeltmek gerekmez.

Her haberi takip etmek gerekmez.

Her grubun sizden beklediği davranışı yapmak gerekmez.

Bazen yapılacak en doğru şey basittir.

Ne istediğinizi hatırlamak.

Gerekli olanı yapmak.

Gereksiz mücadeleyi bırakmak.

Ve dikkatinizi yeniden kendi hayatınıza çevirmek.

Belki sarkaç düşüncesinin günlük hayata uygulanabilecek en güçlü tarafı da budur:

Dikkatinizi kimin veya neyin yönettiğini fark etmek.

Çünkü insanın zamanı sınırlıdır.

Dikkati sınırlıdır.

Hayatı da büyük ölçüde dikkatini nereye verdiğiyle şekillenir.

Bu nedenle bazen en önemli soru:

“Kim haklı?”

değildir.

Daha önemli soru şudur:

“Ben neden hâlâ buna enerji veriyorum?”


Kaynakça

  • Vadim Zeland, Reality Transurfing 1: The Space of Variations, John Hunt Publishing Limited, 2008, ISBN 978-1-84694-122-1.
  • Vadim Zeland, Reality Transurfing, Steps I–V, Reality Transurfing resmî sitesi.
  • Reality Transurfing Volume I: The Space of Variations, “Pendulums” ve “Balance” bölümleri.
  • Reality Transurfing Explained, Concept Glossary – Pendulums, Excess Potential and Balancing Forces.
  • Hirsh, J. B. & Kang, S. K., Mechanisms of Identity Conflict: Uncertainty, Anxiety, and the Behavioral Inhibition System, Personality and Social Psychology Review, 2016.
  • Cikara, M. & Van Bavel, J. J., The Neuroscience of Intergroup Relations: An Integrative Review, Perspectives on Psychological Science, 2014.
  • Bliuc, A. M. ve arkadaşları, Online Intergroup Polarization Across Political Fault Lines: An Integrative Review, Frontiers in Psychology, 2021.
  • Brady, W. J. ve arkadaşları, How Social Learning Amplifies Moral Outrage Expression in Online Social Networks, Science Advances, 2021.