Bir çocuk, bir yetişkinin saldırgan davranışlarını izlerse ne olur? Sadece gördüğünü hatırlamakla mı kalır, yoksa aynı davranışları kendisi de tekrarlar mı? Albert Bandura, Dorothea Ross ve Sheila A. Ross, 1961 yılında bu soruya cevap aradı. Ortaya çıkan çalışma, psikoloji tarihinin en bilinen deneylerinden biri oldu: Bobo Bebek Deneyi. Deneyin temel sonucu oldukça açıktı. Saldırgan bir yetişkini izleyen çocuklar, daha sonra benzer davranışları gösterme eğilimindeydi. Fakat bu sonucu doğru yorumlamak önemli. Deney, izlenen her davranışın kalıcı bir kişilik özelliğine dönüşeceğini göstermedi. Daha sınırlı ve daha sağlam bir şeyi gösterdi: İnsan, yalnızca ödül veya ceza yoluyla değil, başkalarını gözlemleyerek de yeni davranışlar öğrenebilir.
Deney neden yapıldı?
O yıllarda davranışçı yaklaşım psikoloji üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Öğrenme çoğunlukla ödül, ceza ve doğrudan deneyim üzerinden açıklanıyordu. Bir davranış ödüllendirilirse güçleniyor, cezalandırılırsa zayıflıyordu. Bandura ise öğrenmenin her zaman bu kadar doğrudan olmadığını düşünüyordu. Çocuklar çevrelerindeki insanları dikkatle izliyor, onların davranışlarını ve bu davranışların nasıl karşılandığını fark ediyordu. Bunun için çocuğun önce aynı davranışı yapması ve ardından ödüllendirilmesi gerekmeyebilirdi. Bobo Bebek Deneyi bu fikri sınamak için tasarlandı. Araştırmacıların asıl sorusu şuydu: Bir çocuk, yetişkinin saldırgan davranışını yalnızca izleyerek öğrenebilir mi?
Bobo bebek neydi?
Bobo, alt kısmı ağırlıklı ve devrildiğinde yeniden ayağa kalkan şişme bir oyuncaktı. Bu özelliği nedeniyle vurulduğunda yere yatıyor, sonra tekrar dikiliyordu. Araştırmacılar için kullanışlıydı; aynı davranışlar birçok kez tekrarlanabiliyor ve çocukların tepkileri gözlenebiliyordu. Bugün deneyin adı çoğu zaman tek bir çalışmayı anlatıyormuş gibi kullanılır. Aslında Bandura ve çalışma arkadaşları ilerleyen yıllarda canlı model, film ve çizgi karakter gibi farklı koşulları inceleyen bir deney dizisi yürüttü. Burada ele aldığımız çalışma, 1961’de yayımlanan ilk temel deneydir.
Deney nasıl yapıldı?
Çalışmaya Stanford Üniversitesi anaokulundan 36 kız ve 36 erkek olmak üzere toplam 72 çocuk katıldı. Çocukların yaşları 37 ile 69 ay arasındaydı. Çocuklar üç ana koşula ayrıldı. Bir grup saldırgan davranan bir yetişkini izledi. İkinci grup sessiz ve saldırgan olmayan bir yetişkini gördü. Kontrol grubundaki çocuklar ise önceden herhangi bir yetişkin modeli izlemedi. Saldırgan model koşulunda yetişkin, bir süre oyuncaklarla oynadıktan sonra Bobo bebeğe yöneldi. Bebeğe vurdu, onu yere yatırdı, oyuncak tokmak kullandı ve bazı saldırgan sözler söyledi. Çocuk bu sırada odanın başka bir bölümünde kendi etkinliğiyle uğraşıyordu. Ona davranışları öğrenmesi ya da tekrar etmesi söylenmedi. Saldırgan olmayan model koşulunda yetişkin sakin biçimde oyuncaklarla oynadı ve Bobo bebekle ilgilenmedi. Daha sonra çocuklar başka bir odaya götürüldü. Burada çekici oyuncaklarla kısa süre oynamalarına izin verildi, ardından bu oyuncakların başka çocuklar için ayrıldığı söylendi. Araştırmacılar böylece bütün çocuklarda hafif bir engellenme duygusu oluşturmaya çalıştı. Son aşamada çocuk, içinde hem saldırgan hem de saldırgan olmayan oyuncakların bulunduğu bir odaya alındı. Bobo bebek de bu odadaydı. Araştırmacılar çocuğun davranışlarını yaklaşık 20 dakika boyunca gözlemledi.
Araştırmacılar ne buldu?
Saldırgan modeli izleyen çocuklar, modelin hareketlerine benzeyen fiziksel ve sözel davranışları diğer gruplardaki çocuklardan daha sık gösterdi. Yalnızca bebeğe vurmakla kalmadılar; yetişkinin daha ayırt edici hareketlerini ve bazı sözlerini de taklit ettiler. Bu ayrıntı önemliydi. Çocukların Bobo bebeğe kendiliğinden vurması, oyuncağın yapısıyla açıklanabilirdi. Fakat yetişkinin özgün hareket dizisini ve ifadelerini tekrar etmeleri, gözlem yoluyla öğrenmeye dair daha güçlü bir kanıt sağlıyordu. Çalışmada kız ve erkek çocuklar arasında bazı farklar da görüldü. Erkek çocuklar fiziksel saldırganlığı daha fazla taklit etti; sözel saldırganlığın taklidinde ise aynı ölçüde belirgin bir fark bulunmadı. Özellikle erkek modelin davranışlarının daha güçlü etki göstermesi, dönemin toplumsal cinsiyet beklentileriyle birlikte yorumlandı. Yine de alt gruplardaki çocuk sayısı küçüktü. Bu nedenle bu bölümdeki sonuçları kesin ve evrensel kurallar gibi okumamak gerekir.
Deney neden bu kadar önemliydi?
Bobo Bebek Deneyi, öğrenme için doğrudan ödül veya cezanın her zaman gerekli olmadığını görünür hâle getirdi. Çocuklar bir davranışın sonucunu bizzat yaşamadan, başka birini izleyerek davranış kalıbı edinebiliyordu. Bu fikir daha sonra sosyal öğrenme yaklaşımının, ardından Bandura’nın sosyal bilişsel kuramının önemli parçalarından biri oldu. “Model alma” dediğimiz süreç yalnızca saldırganlık için geçerli değildir. Çocuklar paylaşmayı, yardım etmeyi, korkmayı, sorun çözmeyi ve günlük alışkanlıkları da çevrelerindeki modelleri izleyerek öğrenebilir. Deneyin bugüne uzanan tarafı da burada. Bir çocuğa ne söylediğimiz kadar ne yaptığımız da önemlidir. Sakin olmasını isterken öfkeyle bağırmak, saygılı davranmasını beklerken başkalarını küçümsemek çelişkili bir model sunar. Bunun tersi de geçerlidir. Özür dilemek, anlaşmazlığı konuşarak çözmek ve hatayı dürüstçe kabul etmek de gözlem yoluyla öğrenilebilir.
Deneyin sınırları ve eleştiriler
Bu çalışma güçlü bir fikir ortaya koydu, ancak her soruyu cevaplamadı. Öncelikle deney laboratuvar ortamında yapıldı. Bobo bebek vurulmak için tasarlanmış, yeniden ayağa kalkan bir oyuncaktı. Çocuğun böyle bir oyuncağa yönelttiği davranış ile gerçek bir insana zarar vermesi aynı şey değildir. İkinci olarak araştırma kısa süreli davranışı ölçtü. Çocukların deneyden haftalar ya da aylar sonra daha saldırgan olup olmadığı incelenmedi. Bu nedenle çalışma, gözlenen davranışın kalıcı olduğunu tek başına kanıtlamaz. Üçüncü olarak çocuklar yetişkinin beklentisini sezmiş olabilir. Bobo bebeğin, oyuncak tokmağın ve diğer malzemelerin yeniden sunulması, onlara az önce gördükleri davranışı tekrar etmeleri gerektiği izlenimini vermiş olabilir. Etik açıdan da bugün benzer bir çalışma daha sıkı değerlendirilirdi. Küçük çocuklar saldırgan bir modele maruz bırakıldı ve bilerek hayal kırıklığına uğratıldı. Araştırmanın çocuklar üzerindeki olası etkisini azaltma, ebeveynleri ayrıntılı biçimde bilgilendirme ve deney sonrasında çocuğu rahatlatma gibi konular günümüzde daha belirgin etik standartlara bağlıdır.
Deney bize bugün ne söylüyor?
Bobo Bebek Deneyi’nden çıkarılacak en makul sonuç, çocukların pasif izleyiciler olmadığıdır. Çevrelerindeki davranışları kaydeder, bunların hangi durumda işe yaradığını fark eder ve uygun bir ortam bulduklarında benzerini deneyebilirler. Bu, tek bir görüntünün ya da tek bir yetişkin davranışının çocuğun geleceğini belirlediği anlamına gelmez. Aile ortamı, akranlar, mizaca bağlı farklar, davranışın sonucu ve tekrar sıklığı gibi birçok unsur birlikte etki eder. Gözlem güçlü bir öğrenme yoludur, fakat tek yol değildir. Deneyin kalıcı mesajı basittir: Örnek olmak, çoğu zaman öğüt vermekten daha etkilidir. Çocuklar yalnızca söylediklerimizi dinlemez. Birbirimize nasıl davrandığımızı da izler.
Kaynaklar
- Bandura, A., Ross, D. ve Ross, S. A. (1961). Transmission of Aggression Through Imitation of Aggressive Models. The Journal of Abnormal and Social Psychology, 63(3), 575–582. DOI: 10.1037/h0045925
- Stanford University. Stanford psychology professor Albert Bandura has