Dünyanın farklı noktalarında çalışan küçük elektronik cihazlar düşünün. Bu cihazlar günün her saatinde rastgele sıfırlar ve birler üretiyor. Sonra milyonlarca insanın aynı olaya kilitlendiği bir an geliyor. Büyük bir saldırı, doğal afet, yılbaşı kutlaması veya bütün dünyanın izlediği bir tören… Cihazların verilerinde çok küçük ama ölçülebilir bir düzen ortaya çıktığı iddia ediliyor. Küresel Bilinç Projesi, İngilizce adıyla Global Consciousness Project veya kısaca GCP, bu iddiayı araştırıyor. Projenin sorduğu soru ilgi çekici: İnsanların ortak dikkati ve duygusu, fiziksel olarak rastgele olması gereken sistemlerde iz bırakabilir mi? Kısa cevap şu: Proje, beklenen rastgelelikten istatistiksel sapmalar bulduğunu söylüyor. Fakat bu sapmaların küresel bilinçten kaynaklandığı bilimsel olarak kanıtlanmış değil. Konunun ilginç tarafı da burada başlıyor.
Küresel Bilinç Projesi nasıl ortaya çıktı?
Projenin merkezindeki isim psikolog ve araştırmacı Roger D. Nelson. Nelson, Princeton Üniversitesi bünyesinde Robert Jahn tarafından kurulan Princeton Engineering Anomalies Research Laboratuvarı'nda, kısa adıyla PEAR'da çalışıyordu. PEAR, insan niyetinin elektronik rastgele olay üreteçleri üzerinde küçük bir etkisi olup olmadığını araştırıyordu. Bu çalışmalar zamanla laboratuvarın dışına taşındı. Nelson ve çalışma arkadaşları, tek bir kişinin niyetine bakmak yerine kalabalıkların ortak dikkatini incelemeye başladı. 1998 yılında faaliyete geçen GCP, dünyanın çeşitli yerlerine fiziksel rastgele sayı üreteçleri yerleştirdi ve bu cihazlardan kesintisiz veri toplamaya başladı. Burada sık yapılan bir hatayı düzeltmek gerekiyor. GCP, Princeton'daki PEAR laboratuvarında doğmuş olsa da Princeton Üniversitesinin günümüzde yürüttüğü veya resmî olarak desteklediği bir proje değildir. Projenin kendi medya sayfası da bu ayrımı açıkça belirtiyor. GCP uzun süre Roger Nelson yönetiminde, internet üzerinden çalışan uluslararası bir araştırma ağı olarak devam etti.
Rastgele sayı üreteçleri neyi ölçüyor?
GCP'de kullanılan cihazlara RNG, yani rastgele sayı üreteci; bazı metinlerde ise REG, yani rastgele olay üreteci deniyor. Bunlar yalnızca bilgisayar yazılımının ürettiği sözde rastgele sayılar değil. Elektronik gürültü veya kuantum tünelleme gibi fiziksel süreçlerden yararlanarak öngörülemez bit dizileri oluşturuyorlar. Cihazın çok sayıda yazı tura attığını düşünebiliriz. Uzun bir veri dizisinde sıfırlarla birlerin yaklaşık olarak eşit çıkması beklenir. Kısa süreli dengesizlikler normaldir. Önemli olan, birçok bağımsız cihazdaki küçük sapmaların aynı zaman aralığında beklenenden daha fazla ortaklık gösterip göstermediğidir. GCP ağı, farklı ülkelerdeki cihazlardan gelen verileri zaman damgasıyla merkezi bir arşivde topladı. Araştırmacılar daha sonra önceden tanımlanmış küresel olayların zaman aralıklarına baktı. Temel hipotez, milyonlarca insanın dikkatini ve duygusunu birleştiren olaylar sırasında ağın davranışında istatistiksel bir yapı oluşacağı yönündeydi.
Hangi olaylar incelendi?
Projenin kayıtlarında dünya çapındaki yılbaşı kutlamaları, büyük depremler, savaşlar, terör saldırıları, önemli cenaze törenleri ve geniş katılımlı meditasyon etkinlikleri gibi farklı olaylar bulunuyor. En çok konuşulan örnek 11 Eylül 2001 saldırılarıdır. O gün çalışan 37 cihazdan gelen veriler çeşitli yöntemlerle analiz edildi. GCP araştırmacıları, belirledikleri zaman aralığında ağın beklenen rastgele davranıştan saptığını bildirdi. Bu sonuç daha sonra bazı popüler anlatılarda “Cihazlar saldırıyı önceden hissetti” gibi çok daha güçlü ifadelerle sunuldu. Fakat bu anlatım, araştırmanın gösterebildiğinden daha ileri gider. Hangi zaman aralığının seçildiği, hangi istatistiğin kullanıldığı ve analiz kararlarının ne zaman verildiği sonucu ciddi biçimde etkileyebilir. Ayrıca GCP'nin kendi açıklamasında da tek bir olayın küresel bilinç için kanıt sayılamayacağı belirtiliyor. Projenin ölçmeye çalıştığı etki çok küçük olduğu için çok sayıda olayın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Projenin bulduğunu söylediği sonuç ne?
Roger Nelson ve Peter Bancel'in yayımladığı 17 yıllık değerlendirmede yaklaşık 500 resmî olayın birleşik sonucu ele alındı. Araştırmacılar, toplam sapmanın şans beklentisinden yaklaşık yedi standart sapma uzakta olduğunu bildirdi. İstatistik dilinde bu oldukça güçlü görünen bir sonuçtur. Ancak yüksek istatistiksel anlamlılık tek başına açıklamanın doğru olduğunu göstermez. Hesaplamada gerçek bir sapma bulunsa bile bunun nedeni doğrudan “İnsanlığın ortak bilinci cihazları etkiledi” olmak zorunda değildir. Olayların seçilme biçimi, analiz kararları, cihazlar arasındaki teknik ilişkiler, çevresel etkiler veya araştırmacı beklentileri gibi başka açıklamalar da değerlendirilmelidir. Nitekim aynı çalışma, verilerin küresel bilincin varlığını doğrudan kanıtlamadığını kabul ediyor. Yazarlar, deneyle ilgilenen kişilere bağlı bir araştırmacı etkisini alternatif açıklama olarak tartışıyor. Buradaki ayrım önemli: Veride açıklanamayan bir sapma görmek ile o sapmanın nedenini göstermek aynı şey değildir.
Bilimsel eleştiriler neden önemli?
GCP'nin güçlü taraflarından biri, verilerini ve olay kayıtlarını büyük ölçüde açık tutmasıdır. Araştırmacılar ayrıca resmî olayları, mümkün olduğunda veriyi incelemeden önce bir hipotez kayıt sistemine girmeye çalıştı. Bu yaklaşım, sonuca göre olay seçme riskini azaltmayı amaçlıyor. Buna rağmen yöntem ciddi eleştiriler aldı. Astrofizikçi Jeffrey Scargle, 11 Eylül verileri üzerine yazdığı değerlendirmede sonuçların kesin bir anomali olarak sunulmasına karşı çıktı. Özellikle keşif amacıyla yapılan analizlerle önceden belirlenmiş doğrulayıcı testlerin birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Edwin May ve James Spottiswoode tarafından yapılan bağımsız incelemede de 11 Eylül sonucunun seçilen zaman aralığına duyarlı olduğu savunuldu. Eleştirilerin odağında genellikle şu sorunlar yer alıyor:
- Olay seçimi: Hangi olayın gerçekten küresel sayılacağı her zaman nesnel biçimde belirlenemiyor.
- Zaman aralığı: Analizin olaydan ne kadar önce başlayacağı ve ne zaman biteceği sonucu değiştirebiliyor.
- Çoklu karşılaştırmalar: Aynı veri üzerinde çok sayıda yöntem denenirse tesadüfen anlamlı sonuç bulma ihtimali artıyor.
- Mekanizma eksikliği: Bilincin uzaktaki fiziksel cihazları nasıl etkileyebileceğini açıklayan ve bağımsız olarak sınanabilen yerleşik bir mekanizma bulunmuyor.
- Tekrarlanabilirlik: Benzer büyüklükteki her küresel olayda aynı tür sapma görülmüyor.
Bunlar projenin değersiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, olağanüstü bir iddianın hangi koşullarda bilimsel olarak güç kazanacağını gösterir. Hipotezin daha keskin tanımlanması, analizlerin önceden kaydedilmesi, bağımsız ekiplerin aynı yöntemi tekrarlaması ve başarısız sonuçların da eksiksiz yayımlanması gerekir.
Küresel bilinç gerçekten ölçülebilir mi?
Bugünkü verilerle “Evet, insanlık tek bir bilinç alanı oluşturuyor ve bu alan makineleri etkiliyor” demek mümkün değil. GCP sonuçları, ana akım bilimde küresel bilincin doğrulanmış kanıtı olarak kabul edilmiyor. Proje ilginç korelasyonlar bildirse de korelasyonun kaynağı konusunda ortak bir bilimsel görüş oluşmuş değil. Öte yandan araştırmanın sorduğu soru tamamen anlamsız da değil. İnsanların ortak olaylar karşısında benzer duygusal ve davranışsal tepkiler verdiğini zaten biliyoruz. Haberleşme ağları, finansal hareketler, arama eğilimleri ve sosyal medya verileri bu eşzamanlılığı açık biçimde gösterebiliyor. Tartışmalı olan nokta, bu ortaklığın bilinen iletişim yollarının dışına çıkarak fiziksel rastgelelik üzerinde doğrudan bir etki oluşturup oluşturmadığıdır.
Roger Nelson anlatıyor
Aşağıdaki röportajda Roger Nelson, projenin nasıl başladığını, cihazların nasıl çalıştığını, 11 Eylül verilerini ve yöntemle ilgili eleştirileri anlatıyor.
Sonuç
Küresel Bilinç Projesi, cesur bir soruyu uzun süre boyunca gerçek cihazlar ve sürekli veriyle araştırdığı için dikkat çekiyor. Dünyaya yayılmış rastgele sayı üreteçlerinden oluşan bu ağ, kolektif insan deneyimini fiziksel ölçümlerle ilişkilendirmeye çalıştı. Fakat elde edilen istatistiksel sapmaları doğrudan ortak bir bilinç alanına bağlamak için elimizde yeterli kanıt yok. En dengeli sonuç şu olur: GCP verilerinde araştırılmaya değer bazı örüntüler raporlanmıştır; ancak bu örüntülerin nedeni belirsizdir ve küresel bilinç iddiası doğrulanmış bir bilimsel gerçek değildir. Belki proje bize küresel bilincin varlığından önce başka bir şeyi hatırlatıyor: Büyük olaylarda gerçekten de aynı anda üzülüyor, seviniyor, korkuyor ve umut ediyoruz. Bunun elektronik cihazlarda iz bırakıp bırakmadığı açık bir soru. İnsanlar arasındaki etkisi ise günlük hayatın içinde zaten görülebiliyor.
Kaynaklar
- Global Consciousness Project resmî sitesi
- GCP: Bilime giriş ve yöntem
- GCP medya bilgileri ve Princeton Üniversitesi açıklaması
- Roger D. Nelson ve Peter Bancel, Searching for Global Consciousness: A 17-Year Exploration, 2017.
- Jeffrey D. Scargle, Was There Evidence of Global Consciousness on September 11, 2001?, 2002.
- Edwin C. May ve S. James P. Spottiswoode, Global Consciousness Project: An Independent Analysis of the 11 September 2001 Events.