Eklem Bacaklılar Neden Sonsuza Kadar Büyüyemez?

Bir karınca kendi ağırlığının çok üstünde yük taşıyabilir. Bu yüzden insanın aklına doğal olarak şu soru gelir: Karınca büyüse, daha da güçlü olmaz mı? Kısa cevap hayır. Karınca ya da başka bir eklem bacaklı, aynı oranları koruyarak devleşemez. Büyüdükçe yalnızca boyu uzamaz; ağırlığı çok daha hızlı artar. Dış iskeleti, bacakları, solunum sistemi ve deri değiştirme süreci bu büyümeyi giderek daha pahalı ve daha riskli hâle getirir.

Sorun sadece ağırlık değil

Bir hayvanın boyu iki katına çıkarsa hacmi kabaca sekiz katına çıkar. Yani taşıması gereken kütle çok daha hızlı büyür. Bacakların ve dış iskeletin taşıma kapasitesi ise aynı hızla artmaz. Bu, “dev bir karınca ayağa kalkamazdı” demek değildir. Canlılar büyürken biçimlerini değiştirebilir; bacaklarını daha kalın, gövdelerini daha farklı yapabilirler. Fakat bu değişikliklerin de bir bedeli vardır. Daha kalın dış iskelet daha ağırdır. Daha ağır dış iskelet ise hareket etmek için daha fazla kas gücü ister. Eklem bacaklıların dış iskeleti hem zırh hem iskelet gibidir. Kaslar içerideki kemiklere değil, bu sert dış katmana bağlanır. Küçük ölçekte çok verimli olan bu düzen, hayvan büyüdükçe daha zor yönetilir.

Dış iskelet büyümez, değiştirilir

İnsanlarda kemikler büyür, deri genişler. Böceklerde, örümceklerde ve birçok kabukluda ise dış iskelet serttir. Bu yüzden hayvan, büyümek için eski dış katmanını bırakmak zorundadır. Buna deri değiştirme denir. Deri değiştirme sırasında yeni dış iskelet önce yumuşaktır. Hayvan bu dönemde daha savunmasız olur. Tam sertleşmeden iyi hareket edemez, kolay zarar görebilir ve saklanmaya ihtiyaç duyar. Küçük bir canlı için bu süreç zaten risklidir. Çok büyük bir eklem bacaklı için ise daha da zor olurdu. Büyük gövdenin yeni dış iskeletini oluşturmak, eski kabuktan çıkmak ve yumuşakken kendi biçimini korumak ciddi bir mekanik sorun hâline gelirdi.

Böceklerin ciğeri yoktur

Burada önemli bir düzeltme gerekiyor: Böceklerin ciğeri yoktur. Böcekler oksijeni akciğer ve kan dolaşımıyla taşımaz. Gövdelerindeki küçük açıklıklardan hava alırlar. Bu hava, trake adı verilen ince borularla doğrudan dokulara kadar gider. En ince uçlar hücrelere çok yaklaşır. Küçük bir böcekte bu sistem çok iyi çalışır. Mesafeler kısadır. Oksijenin hava borularından ilerlemesi kolaydır. Ama böcek büyüdükçe bu boruların da uzaması gerekir. Oksijenin en uzak dokulara ulaşması zorlaşır. Araştırmalar, büyük böceklerin gövdelerinin daha büyük kısmını trake sistemine ayırmak zorunda kaldığını gösteriyor. Bir noktadan sonra bacakların ve gövdenin içi, kas ve başka dokular yerine daha fazla hava borusuyla dolmak zorunda kalabilir. Yani sorun “bir anda ciğerlerine hava gitmez” değildir. Daha doğru ifade şudur: Böcek büyüdükçe oksijeni dokulara ulaştırmak için gereken trake sistemi, gövde içinde fazla yer ve enerji istemeye başlar.

Yine de büyük böcekler neden var?

Çekirgeler, bazı böcek larvaları ve büyük kınkanatlılar küçük değildir. Büyük böcekler, trake sistemlerini ve hava keselerini daha fazla kullanır. Bazıları karın hareketleriyle havayı daha aktif biçimde dolaştırır. Bu onlara avantaj sağlar ama sınırı tamamen kaldırmaz. Özellikle uçuş çok enerji ister. Büyük bir böceğin hem ağır gövdeyi kaldırması hem de kaslarına yeterli oksijen ulaştırması gerekir. Geçmişte yaşamış dev yusufçuk benzeri böcekler bu yüzden ilgi çekicidir. Karbonifer döneminde atmosferdeki oksijen oranının bugünkünden daha yüksek olması, büyük böceklerin ortaya çıkmasını kolaylaştırmış olabilir. Ancak tek açıklama oksijen değildir; iklim, besin, avcılar ve ekolojik rekabet de etkili olmuş olabilir.

Karınca devleşse ne olurdu?

Dev bir karınca, bugün bildiğimiz karınca biçiminde kalamazdı. Bacakları kalınlaşmak, dış iskeleti güçlenmek ve solunum sistemi daha fazla yer kaplamak zorunda kalırdı. Bu değişiklikler onu daha güçlü yapmaktan çok, daha hantal bir canlıya dönüştürebilirdi. Küçük karıncanın etkileyici gücü, küçük ölçekteki oranlardan gelir. Aynı oranlar dev ölçekte korunamaz.

Sonuç

Eklem bacaklıların büyümesinin tek bir duvarı yoktur. Dış iskeletin yükü, deri değiştirme riski, bacakların taşıma işi ve oksijenin trake sistemiyle dokulara ulaşması birlikte sınır oluşturur. Bu canlılar küçük oldukları için eksik değildir. Tam tersine, küçük ölçekte son derece başarılı bir tasarıma sahiptirler. Karınca güçlüdür çünkü küçüktür. Devleştiğinde ise onu güçlü yapan oranların büyük bölümü kaybolur.

Kaynaklar

  1. Kaiser ve arkadaşları — Böcek büyüklüğü arttıkça trake sistemine ayrılan payın artması
  2. Harrison ve arkadaşları — Atmosferik oksijen ve böcek vücut büyüklüğü
  3. Çekirgelerde trake sisteminin büyüklükle değişimi ve dış iskelet maliyeti
  4. Böceklerde dış iskelet, deri değiştirme ve büyümenin denetimi