Universe 25, yiyecek ve su sıkıntısı çekmeyen bir fare topluluğunun zaman içinde neden çöktüğünü inceleyen ünlü bir deneydir. Deney çoğu zaman “Farelere cennet verildi, onlar da kendilerini yok etti” diye anlatılır. Bu anlatım akılda kalıcıdır ama eksiktir.

Farelerin yiyeceği ve suyu boldu. Yırtıcı hayvan yoktu. Sıcaklık kontrol altındaydı. Yine de alan sınırlıydı, fareler dışarı çıkamıyordu ve sağlıklı bir sosyal düzen kurabilecekleri seçenekler giderek daralıyordu.

Dolayısıyla Universe 25 yalnızca bolluk hakkında değildir. Kalabalıklaşma, toplumsal rol, kaçış imkânı, bakım ilişkileri ve anlamlı davranış alanlarının kaybolması hakkında da düşündürücü bir deneydir.

Universe 25 deneyi neydi?

Deney, Amerikalı davranış araştırmacısı John B. Calhoun tarafından ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü bünyesinde yürütüldü. “25” sayısı, bunun Calhoun'un bu alandaki çalışmalarının yirmi beşinci düzeni olmasından gelir.

Temmuz 1968'de kapalı yaşam alanına dört erkek ve dört dişi olmak üzere sekiz albino fare bırakıldı. Ortamda düzenli yiyecek, temiz su, yuva malzemesi ve çok sayıda barınma bölmesi vardı. Fareler hastalık, kötü hava ve yırtıcı hayvan gibi doğal tehlikelerden korunuyordu.

İlk dönemde fareler ortama alıştı. Ardından nüfus hızla arttı. İlk yavrulardan sonra nüfus yaklaşık her 55 günde bir ikiye katlanmaya başladı. On dokuzuncu ay civarında koloni yaklaşık 2.200 fareyle en yüksek seviyesine ulaştı.

Bu sayı, sık anlatılanın aksine, ortamın teorik kapasitesi olan yaklaşık 4.000 farenin altındaydı. Sorun yalnızca bütün fiziksel alanın dolması değildi. Bazı bölgeler yoğun biçimde kullanılırken bazı yuvalar boş kalıyor, fareler belirli noktalarda yığılıyordu. Fiziksel kapasite ile yaşanabilir sosyal alan aynı şey değildi.

Düzen nasıl bozuldu?

Nüfus arttıkça fareler arasındaki yerleşmiş ilişkiler bozulmaya başladı. Güçlü erkekler belirli bölgeleri savunuyordu. Mücadeleyi kaybeden fareler ise doğadaki gibi başka bir yere gidip yeni bir alan kuramıyordu. Kapalı düzenekten çıkış yoktu.

Kaybeden erkeklerin bir kısmı orta bölgelerde toplandı. Bazıları içine kapandı, bazıları saldırganlaştı. Sürekli mücadele eden baskın erkekler de zamanla bölgelerini koruyamaz hâle geldi.

Bu karışıklık dişileri ve yavruları da etkiledi. Yuvalara daha sık girilmesi ve sürekli stres, annelik davranışlarını bozdu. Bazı dişiler yavrularını erken yuvadan çıkardı, bazıları bakım vermeyi bıraktı. Yavru ölümleri arttı.

Böylece sorun yalnızca “çok fazla fare” olmaktan çıktı. Yeni neslin sağlıklı sosyal davranışları öğrenebileceği düzen de bozuldu. Eş seçme, yuva koruma, yavru büyütme ve sınır belirleme gibi davranışlar kuşaktan kuşağa gerektiği gibi aktarılamadı.

“Güzel olanlar” kimdi?

Calhoun, topluluktan çekilen bazı erkek farelere “the beautiful ones”, yani “güzel olanlar” adını verdi. Bu fareler kavga etmiyor, çiftleşmiyor ve bölge savunmuyordu. Zamanlarının büyük kısmını yemek yiyerek, uyuyarak ve tüylerini temizleyerek geçiriyorlardı.

Dış görünüşleri zarar görmediği için güzel görünüyorlardı. Fakat toplumsal ilişkilere katılmıyorlardı. Eş aramıyor, yavru yetiştirmiyor ve topluluk içinde etkin bir rol üstlenmiyorlardı.

Bu davranış bazen rahatlıktan doğan tembellik diye açıklanır. Fakat bu kesin bir sonuç değildir. Geri çekilme, sürekli çatışma ve başarısız sosyal temas karşısında geliştirilmiş bir korunma biçimi olarak da okunabilir.

Koloni nasıl sona erdi?

Doğum oranı düştü, yavruların hayatta kalma oranı daha da hızlı azaldı. Deneyin 21'inci ayından sonra yeni doğanların çok azı birkaç günden uzun yaşayabildi. Daha sonra doğumlar bütünüyle durdu.

Yaşayan farelerin yiyeceği ve suyu hâlâ vardı. Ancak yeni kuşak gelmediği için nüfus yaşlandı. Son farelerin ölmesiyle koloni 1973 yılında tamamen sona erdi.

Calhoun bu süreci yalnızca bedensel ölüm olarak görmedi. Sağlıklı sosyal davranışların kaybolmasını bir tür “ilk ölüm”, nüfusun daha sonra ortadan kalkmasını ise “ikinci ölüm” olarak yorumladı.

Universe 25 hakkında video

Aşağıdaki video, Calhoun'un daha önceki kemirgen çalışmalarını ve Universe 25 deneyini tarihsel bağlamıyla ele alıyor. Video İngilizcedir; YouTube oynatıcısından Türkçe otomatik altyazı seçilebilir.

 

Video doğrudan açılmazsa [YouTube üzerinden izleyebilirsiniz](https://www.youtube.com/watch?v=NgGLFozNM2o).

Sosyolojik yaklaşım

Kalabalık olmak ile sıkışmış hissetmek aynı şey değildir

Universe 25 çoğu zaman yüksek nüfus yoğunluğunun toplumu kaçınılmaz biçimde çökerttiğinin kanıtı gibi sunulur. Oysa insan toplumlarında nüfus yoğunluğu ile psikolojik sıkışmışlık aynı şey değildir.

İyi planlanmış, güvenli ve sosyal imkânları güçlü bir kent çok yoğun olabilir. Buna karşılık nüfusu daha az bir yerde insanlar kendilerini yalnız, güvensiz ve çıkışsız hissedebilir. Binaların sayısından çok, yaşamın nasıl örgütlendiği önemlidir.

Farelerin deney ortamından ayrılma, yeni bir topluluk kurma veya kuralları değiştirme imkânı yoktu. İnsanlar ise göç edebilir, kurum kurabilir, yasa değiştirebilir, yeni meslekler oluşturabilir ve farklı ilişki biçimleri geliştirebilir. Bu fark küçümsenemez.

Maddi bolluk neden tek başına yetmez?

Deneyin düşündürücü taraflarından biri, temel kaynakların bol olmasına rağmen düzenin korunamamasıdır. Yiyecek ve su yaşam için gereklidir ama sosyal bir varlığın bütün ihtiyaçlarını karşılamaz.

İnsan açısından da barınma, gelir ve güvenlik temel ihtiyaçlardır. Fakat bunların yanında kabul görme, işe yarama, karar verebilme, ait olma ve gelecek kurma ihtiyacı vardır. Maddi rahatlık bu alanlardaki boşluğu kendiliğinden doldurmaz.

Buradan “rahatlık insanı bozar” sonucu çıkarılamaz. Deneyde farelerin hayatı rahat olduğu kadar kapalı ve seçeneksizdi. Üstelik birçok fare yoğun rekabet, saldırı ve sürekli sosyal stres yaşadı. Ortada yalnızca bolluk değil, aynı zamanda çıkışsızlık vardı.

Toplumsal roller kaybolduğunda

Calhoun'un yorumunda önemli noktalardan biri toplumsal rollerdi. Fareler doğal davranışlarını sürdürebilecekleri alanları kaybettikçe eşleşme, yavru bakımı ve bölge koruma düzeni çözüldü.

İnsan toplumunda rol yalnızca meslek anlamına gelmez. Aile içinde sorumluluk almak, bir topluluğa katkı sunmak, bir beceri geliştirmek ve başkaları tarafından tanınmak da kişiye yer hissi verir.

İnsan uzun süre gereksiz, etkisiz veya dışlanmış hissettiğinde toplumsal bağları zayıflayabilir. Bazı kişiler öfkeye, bazıları kayıtsızlığa, bazıları ise içe kapanmaya yönelebilir. Bu durum fare deneyinin insanlarda aynen tekrarlandığı anlamına gelmez. Yalnızca sosyal bağ ile ruhsal iyilik arasında düşünmeye değer bir ilişki olduğunu gösterir.

Eşitsizlik ve mekânın kullanımı

Deney alanında yiyecek ve su yeterliydi fakat fareler bütün alanı eşit biçimde kullanmadı. Bazı bölgeler çekici merkezlere dönüştü, bazı bölgeler daha az kullanıldı. Baskın fareler belirli yuvalar üzerinde kontrol kurarken diğerleri güvensiz alanlarda toplandı.

Bu durum modern kentler için doğrudan bir model değildir. Yine de kaynakların toplam miktarı ile kaynaklara gerçek erişimin farklı olduğunu hatırlatır. Bir şehirde yeterli konut bulunabilir ama uygun fiyatlı konuta erişim olmayabilir. İş olabilir ama insanın becerisine ve yaşamına uygun iş bulunmayabilir. Kamusal alan olabilir ama herkes orada kendini güvende hissetmeyebilir.

Toplumsal sorunları yalnızca toplam kaynak miktarıyla ölçmek bu nedenle eksik kalır. Dağılım, erişim, güven ve söz hakkı da hesaba katılmalıdır.

Düşünsel yaklaşım

Cennet kimin tanımına göre cennet?

Universe 25 için sık sık “fare cenneti” sözü kullanılır. Fakat bu tanımı fareler değil, deneyi kuran insanlar yaptı. Yiyecek, su ve korunak sağlandığında kusursuz bir yaşam kurulduğu varsayıldı.

Bu bize iyi hayatın ne olduğu sorusunu düşündürür. İyi hayat yalnızca acının ve kıtlığın bulunmaması mıdır? Yoksa özgürlük, ilişki, amaç, üretme ve yön verebilme imkânı da gerekir mi?

Bir yaşamın dışarıdan rahat görünmesi, içeriden anlamlı yaşandığını göstermez. Bu nokta, deneyi insan hayatına uyarlarken kullanılabilecek en güçlü ama yine de mecazi düşüncedir.

Anlam hazır olarak verilebilir mi?

Deneyde her temel kaynak önceden sağlanmıştı. Farelerin çevreyi değiştirme veya yeni alanlara yayılma imkânı yoktu. Hayatta kalma sorunu büyük ölçüde çözülmüş, fakat davranış seçenekleri daralmıştı.

İnsan için anlam yalnızca zorluktan doğmaz. Acı çekmek de insanı kendiliğinden olgunlaştırmaz. Anlam daha çok kişinin bir şeye katılması, bir şeyi değiştirebilmesi ve kararlarının sonucunu görebilmesiyle oluşur.

Bu nedenle iyi bir toplum yalnızca ihtiyaç dağıtan bir düzen değildir. İnsanların yeteneklerini kullanabildiği, ilişki kurabildiği ve ortak hayata katkı verebildiği bir alan da açmalıdır.

Deney bir kehanet değildir

Universe 25'i günümüz kentlerinin, gençlerin, doğum oranlarının veya bütün insanlığın kaçınılmaz sonu gibi göstermek bilimsel açıdan doğru değildir. Tek bir kapalı fare kolonisi, farklı kültürlere ve kurumlara sahip insan toplumlarının geleceğini kanıtlayamaz.

İnsanlar dille düşünür, deneyim aktarır, teknoloji üretir ve içinde yaşadığı düzenin kurallarını değiştirebilir. Fareler için sabit olan çevre, insanlar için siyasi ve toplumsal bir tartışma konusu olabilir.

Üstelik deney birçok farklı ideolojik görüş tarafından kendi tezini doğrulamak için kullanılmıştır. Kimi aşırı nüfus artışına, kimi refah devletine, kimi geleneksel rollerin kaybına, kimi de eşitsizliğe karşı bir kanıt olarak sunmuştur. Bir deney birbirine zıt her görüşü doğruluyor gibi görünüyorsa, yorum yapan kişinin kendi düşüncesini deneye yansıtma ihtimali vardır.

Sonuç

Universe 25'in basit özeti şudur: Sekiz fareyle başlayan, yiyecek ve suyu bol fakat kapalı bir yaşam alanındaki nüfus hızla büyüdü. Sosyal ilişkiler bozuldu, yavru bakımı azaldı, bazı fareler saldırganlaşırken bazıları bütünüyle geri çekildi. Üreme durdu ve koloni zaman içinde yok oldu.

Deney, maddi kaynakların tek başına sağlıklı bir toplumsal hayat kurmaya yetmediğini düşündürür. Mekân, güven, bakım, sosyal öğrenme, hareket alanı ve anlamlı roller de önemlidir.

Fakat farelerin başına gelenleri insanların değişmez kaderi olarak okumamak gerekir. Universe 25 bir kehanet değil, sınırlı bir laboratuvar deneyidir. Bize kesin bir gelecek resmi sunmaz. Daha çok şu soruyu bırakır: Temel ihtiyaçları karşılamanın yanında, canlıların sağlıklı ilişkiler kurabileceği ve hayat içinde bir yer edinebileceği düzenleri nasıl oluşturabiliriz?

Bu soru deneyin kendisinden daha geniştir. Cevabı da farelerde değil; kurduğumuz şehirlerde, kurumlarda ve birbirimizle kurduğumuz ilişkilerde aranmalıdır.

Kaynaklar

- John B. Calhoun, [Death Squared: The Explosive Growth and Demise of a Mouse Population](https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC1644264/), 1973.
- Science History Institute, [Mouse Heaven or Mouse Hell?](https://www.sciencehistory.org/stories/magazine/mouse-heaven-or-mouse-hell/), 2022.
- Edmund Ramsden ve Jon Adams, [Escaping the Laboratory: The Rodent Experiments of John B. Calhoun and Their Cultural Influence](https://eprints.lse.ac.uk/59888/), 2009.
- Fredrik Knudsen, [The Mouse Utopia Experiments — Down the Rabbit Hole](https://www.youtube.com/watch?v=NgGLFozNM2o), 2017.