Felsefede "determinizm" yani belirlenimcilik dediğimiz bir kavram vardır. En basit anlatımıyla determinizm; evrendeki her olayın, her davranışın ve her seçimin daha önceki nedenler tarafından belirlendiğini savunur. Yani geçmişte yaşananlar ve mevcut koşullar neyse, gelecekte atacağınız adım da aslında matematiksel olarak bellidir. Yapay zeka tam olarak bu deterministik mantık üzerine kuruludur. Çünkü kodlar ve algoritmalar sebep-sonuç ilişkisiyle çalışır; olasılıkları hesaplar ve size en uygun, en mantıklı seçeneği sunar.

Peki biz insanlar günlük hayatımızda kendi tercihlerimizi yaptığımızı sanırken, arka planda çalışan bu yapay zeka sistemleri bizleri nasıl yönlendiriyor? Gelin bu durumu herkesin rahatça anlayabileceği günlük yaşam örnekleriyle inceleyelim.

1. Sosyal Medyada İzleyeceğimiz Videoyu Kim Seçiyor?

İnternette veya sosyal medyada gezinirken karşımıza çıkan o kısa videoları düşünün. Ekranı yukarı doğru kaydırırken "Bu videoyu ben kendi isteğimle izliyorum" diye düşünürsünüz. Fakat arka planda çalışan yapay zeka algoritması sizin daha önce hangi videoda kaç saniye durduğunuzu, hangi görsele daha uzun baktığınızı, saat kaçta ekran başında olduğunuzu milisaniyelik verilerle ölçer.

  • Örnek: Siz akşam koltuğa oturup öylesine telefonunuza bakarken, algoritma sizin yorgun olduğunuzu ve komik kedi videolarına daha uzun süre baktığınızı çoktan analiz etmiştir. Karşınıza çıkaracağı bir sonraki videoyu aslında sizin hür iradeniz seçmez; algoritma sizin neye tıklayacağınızı %95 ihtimalle önceden tahmin eder ve onu önünüze koyar. Siz seçtiğinizi sanırsınız ama aslında size sunulan sınırlar dahilinde bir tercih yapmış olursunuz.

2. Müzik Uygulamalarındaki "Önerilen" Şarkılar

Bir müzik dinleme uygulamasını açtığınızda karşınıza çıkan "Haftalık Keşif" veya "Sizin İçin Seçtiklerimiz" listelerini hayal edin. Cuma akşamı eve dönerken canınızın ne tür bir müzik dinlemek istediğini kendinizin düşündüğünü sanırsınız.

  • Örnek: Oysa sistem sizin cuma günleri daha hareketli şarkılar dinlediğinizi, havanın yağmurlu olduğu günlerde ise daha sakin müziklere yöneldiğinizi geçmiş verilerinizden bilir. Size öyle bir şarkı önerir ki, dinlediğinizde "Harika bir parça, tam da bunu dinlemek istiyordum!" dersiniz. Buradaki ince çizgi şudur: O şarkıyı siz kendi özgür iradenizle mi arayıp buldunuz, yoksa algoritma sizin zihinsel halinizi analiz edip o kararı sizin yerinize çoktan verdi mi?

3. Alışveriş Sepetimiz ve "Bunu Alan Bunları da Aldı" Önerileri

İnternetten bir ayakkabı veya bir kitap satın alırken sepete eklediğimiz o ekstra ürünleri bir düşünelim. Genellikle "Hazır bakmışken şunu da alayım, tamamen benim kararım" diye düşünürüz.

  • Örnek: Yapay zeka destekli e-ticaret sistemleri, sizin yaş grubunuzdaki binlerce insanın alışkanlıklarını inceler. Sizin o ayakkabıyı aldıktan sonra yanında hangi çorabı veya bakım ürününü alma ihtimalinizin yüksek olduğunu matematiksel olarak hesaplar. Tam satın alma butonuna basacakken o ürünü karşınıza çıkarır. Siz kendi iradenizle sepete eklediğinizi düşünürsünüz fakat sistem sizin tüketim davranışınızı önceden belirlemiş ve sizi o yöne doğru tatlı bir şekilde sevk etmiştir.

Özgür İrade Bir İllüzyon mu Oluyor?

Gördüğümüz gibi algoritmalar bizlere silah zoruyla bir şey yaptırmaz. Ancak önümüze sundukları seçenekleri, izleyeceğimiz filmleri, okuyacağımız haberleri ve dinleyeceğimiz müzikleri o kadar pürüzsüz bir şekilde filtrelerler ki, biz kendi dünyamızı kendi özgür irademizle yönettiğimizi varsayarız.

Yapay zeka geliştikçe ve hakkımızdaki veri miktarı arttıkça, bizi bizden daha iyi tanıyan sistemlerle karşı karşıya kalıyoruz. Eğer bir sistem sizin bir sonraki adımda ne yapacağınızı, neye tıklayacağınızı veya neyi satın alacağınızı yüksek bir kesinlikle tahmin edebiliyorsa; orada geleneksel anlamdaki özgür iradeden bahsetmek biraz zorlaşır.

Sonuç olarak yapay zeka ve deterministik algoritmalar, bizi tamamen kontrol eden gizli birer güç değildir. Fakat tercih alanımızı yavaşça daraltan, bizi belirli kalıpların içine yönlendiren ve özgür irade dediğimiz o insani kavramın sınırlarını yeniden tartışmamıza neden olan en büyük etkendir.