Vadim Zeland’ın Reality Transurfing – Gerçeklik Transurfing sistemini anlamak için belki de en temel kavram Olasılıklar Alanı, yani Space of Variations kavramıdır.
Çünkü sarkaçlar, denge kuvvetleri, önem, niyet ve dış niyet gibi kavramların büyük bölümü bunun üzerine kuruludur.
Zeland’a göre insan geleceğini sıfırdan yaratmaz.
Bunun yerine mümkün olan birçok gelecek arasından birine doğru ilerler.
Bu düşünce ilk başta biraz soyut gelebilir.
Ama Zeland’ın modelini sadeleştirdiğimizde temel fikir şudur:
Hayatın tek bir olası devamı yoktur.
Birçok farklı devamı vardır.
Bugün vereceğiniz bir karar yarınınızı değiştirir.
Başka bir karar başka bir sonuç üretir.
Zeland ise bu oldukça sıradan gözlemi çok daha ileri götürür.
Ona göre yalnızca farklı geleceklerin ortaya çıkması mümkün değildir.
Bu olasılıkların tamamı bir anlamda zaten Olasılıklar Alanı içinde bulunmaktadır.
Reality Transurfing'in ilk İngilizce cildi de doğrudan The Space of Variations adını taşır ve sistemin teorik temeli bu kavramla başlar.
Ancak yine baştan önemli bir ayrım yapalım.
Olasılıklar Alanı bilimsel olarak gösterilmiş fiziksel bir alan değildir.
Zeland’ın metafizik modelinin bir parçasıdır.
Bu nedenle Transurfing'i anlamaya çalışırken Zeland’ın ne söylediği ile bilimsel olarak ne bildiğimizi birbirinden ayırmak gerekir.
1. Olasılıklar Alanı Nedir?
Zeland’ın modeline göre gerçekliğin mümkün olan bütün varyasyonlarının bilgisi bir çeşit sonsuz bilgi alanında bulunur.
Buna:
Olasılıklar Alanı
der.
İngilizce karşılığı:
Space of Variations
şeklindedir.
Bu alanı devasa bir harita gibi düşünebiliriz.
Haritanın üzerinde hayatınızın birçok farklı yolu vardır.
Bir yolda başka bir şehirde yaşayabilirsiniz.
Bir başka yolda aynı yerde kalabilirsiniz.
Birinde farklı bir meslek seçebilirsiniz.
Bir diğerinde mevcut mesleğinize devam edebilirsiniz.
Bir yol üzerinde belirli bir insanla tanışabilirsiniz.
Diğerinde hiç karşılaşmayabilirsiniz.
Zeland’ın modelinde bütün bu yolların karşılığı Olasılıklar Alanı içinde bir şekilde zaten vardır.
Bu nedenle Transurfing'de sık karşılaşılan fikir şudur:
Gerçekliği yaratmak yerine gerçekliği seçmek.
2. Bir Film Arşivi Gibi Düşünebiliriz
Kavramı anlamanın kolay yollarından biri büyük bir film arşivi düşünmektir.
Arşivde binlerce film bulunmaktadır.
Siz aynı anda bunların tamamını izlemiyorsunuz.
Bir tanesini açıyorsunuz.
Ve ekranda sadece onu görüyorsunuz.
Diğer filmler yok olmuş değildir.
Sadece şu anda onları izlemiyorsunuzdur.
Zeland’ın Olasılıklar Alanı düşüncesi buna benzer.
Yaşadığımız mevcut hayat:
ekranda oynayan film
gibidir.
Olasılıklar Alanı ise:
bütün filmlerin bulunduğu arşiv
gibidir.
Transurfing'e göre mesele yeni filmi sıfırdan üretmek değil, başka bir filme doğru geçmektir.
Elbette bu yalnızca kavramı anlamaya yarayan bir benzetmedir.
Ortada gerçekten böyle bir kozmik film arşivinin bulunduğunu gösteren bilimsel kanıt yoktur.
3. Sektör Nedir?
Zeland Olasılıklar Alanı içerisindeki belirli bölümlere sektör adını verir.
Her sektör belirli bir gerçeklik varyasyonuna karşılık gelir.
Bir sektör şu an yaşadığınız durumu temsil edebilir.
Yakınındaki sektörlerde küçük farklılıklar bulunabilir.
Daha uzaktaki sektörlerde ise çok daha farklı hayat koşulları olabilir.
Örneğin bugün yaptığınız küçük bir seçim yarın çok büyük bir değişiklik oluşturmayabilir.
Fakat aynı yönde yüzlerce küçük seçim yaparsanız yıllar sonra bulunduğunuz yer oldukça farklı olabilir.
Zeland bunu sektörler arasında hareket etmek şeklinde anlatır.
Bu sektörlerin birbirine yakın dizilmesi ise bizi bir sonraki kavrama götürür:
Hayat çizgileri.
4. Hayat Çizgisi Nedir?
Birbirine benzer sektörlerin oluşturduğu yol Zeland’ın sisteminde hayat çizgisi, yani life line olarak adlandırılır.
Bunu bir otoyola benzetebiliriz.
Bir otoyolda ilerliyorsunuz.
Yanınızda başka yollar var.
Bazıları hemen yanınızda.
Bazıları çok uzakta.
Bazen küçük bir kavşaktan başka bir yola geçiyorsunuz.
Yeni yol başlangıçta eski yola benzeyebilir.
Fakat kilometreler ilerledikçe iki yol tamamen farklı yerlere ulaşabilir.
Transurfing'in hayat çizgileri düşüncesi yaklaşık olarak böyledir.
Bugünkü küçük yön değişiklikleri zaman içinde büyük hayat farklılıklarına dönüşebilir.
5. Hayat Tek Bir Çizgiden Oluşmaz
İnsan bazen hayatını geriye doğru düşündüğünde şöyle der:
“Başka türlü davranmış olsaydım hayatım tamamen değişebilirdi.”
Gerçekten de olabilir.
Başka bir üniversite seçseydiniz başka insanlarla tanışabilirdiniz.
Başka bir iş kabul etseydiniz farklı bir çevreniz olabilirdi.
Bir telefon görüşmesini yapmasaydınız bir insanla hiç tanışmayabilirdiniz.
Bir projeye başlamasaydınız yıllar sonra başka bir yerde olabilirdiniz.
Bütün bunlar gündelik hayatta zaten bildiğimiz neden-sonuç ilişkileridir.
Zeland ise buradan daha büyük bir sonuca ulaşır:
Ona göre bu farklı yollar yalnızca teorik ihtimaller değildir.
Hepsi Olasılıklar Alanı içerisinde potansiyel olarak bulunmaktadır.
6. Peki Hangi Hayat Çizgisine Gidiyoruz?
Zeland açısından en önemli soru budur.
Eğer birçok farklı hayat çizgisi varsa:
Hangisine geçeceğimizi ne belirler?
Burada düşünceler, duygular, beklentiler, dikkat ve niyet devreye girer.
Transurfing modeline göre insanın sürekli bulunduğu zihinsel durum, uyumlu olduğu gerçeklik sektörlerine doğru hareket etmesinde rol oynar.
Bir insan sürekli belirli bir gerçekliği düşünüyorsa ona uygun hayat çizgilerine yönelme ihtimali artar.
Zeland bunu bir çeşit frekans ayarlamasına benzetir.
Bir radyo düşünün.
Aynı ortamda birçok radyo dalgası vardır.
Ama cihaz yalnızca ayarladığınız frekansı çalar.
Zeland’a göre insanın düşünce yapısı da buna benzer biçimde çalışır.
7. Burada “Pozitif Düşün, Her Şey Olur” Denmiyor
Bu nokta önemlidir.
Reality Transurfing çoğu zaman basit “pozitif düşünce” öğretisi gibi anlatılır.
Fakat Zeland’ın sistemi bundan biraz farklıdır.
Sadece:
“Zengin olduğumu düşüneyim, zengin olayım.”
demek yeterli değildir.
Hatta bir şeyi aşırı istemek önceki yazıda anlattığımız aşırı potansiyeli oluşturabilir.
Çünkü düşüncenin altında şu duygu bulunabilir:
“Buna sahip değilim.”
“Buna ihtiyacım var.”
“Bunu almalıyım.”
“Bu olmak zorunda.”
Bu durumda insan sürekli eksikliğe odaklanmaktadır.
Zeland’ın yaklaşımında hedefi seçmek ile hedef için çaresizce yalvarmak aynı şey değildir.
8. Arzu ile Seçim Arasındaki Fark
Transurfing'in önemli ayrımlarından biri budur.
Bir şeyi arzulamak:
“Keşke benim olsa.”
demektir.
Seçmek ise:
“Ben oraya gidiyorum.”
gibi bir tutuma daha yakındır.
Örneğin:
“Keşke bir gün kendi şirketimi kursam.”
bir arzudur.
Ama:
“Kendi şirketimi kuracağım. Bunun için bugün ilk ürünü geliştirmeye başlıyorum.”
dediğinizde başka bir durum ortaya çıkar.
Karar eyleme dönüşmeye başlamıştır.
İşte bu noktada Zeland başka bir temel kavramı kullanır:
Niyet.
9. Niyet Nedir?
Reality Transurfing'de niyet yalnızca istemek değildir.
Niyet, bir şeyi yapmaya veya ona sahip olmaya yönelik kararlılıktır.
Zeland’ın yaklaşımında arzuyla niyet birbirinden ayrılır.
İnsan yıllarca bir şeyi isteyebilir.
Fakat bunun için tek bir gerçek adım atmayabilir.
Örneğin:
“Kitap yazmak istiyorum.”
Bir arzudur.
Dosyayı açıp ilk sayfayı yazmaya başlamak ise eylemdir.
Zeland’ın niyet kavramı burada devreye girer.
Transurfing eğitim materyallerinde bu ayrım, arzunun hedef üzerinde yoğunlaşması; niyetin ise “hareket etme ve sahip olma kararlılığı” olması şeklinde açıklanır.
10. İç Niyet Nedir?
Zeland niyeti ikiye ayırır.
Birincisi:
İç niyet – Inner Intention
İç niyet kişinin kendi eylemleriyle dünyayı değiştirmeye çalışmasıdır.
Örneğin:
Bir yazılım geliştireceksiniz.
Bilgisayarın başına oturursunuz.
Kod yazarsınız.
Test yaparsınız.
Hataları düzeltirsiniz.
Sunucu kurarsınız.
Ürünü yayımlarsınız.
Bunların tamamı iç niyettir.
Yani:
Ben hareket ediyorum ve sonucu elde etmeye çalışıyorum.
İç niyet kötü bir şey değildir.
Hayatta zaten sürekli kullanırız.
Fakat Zeland’ın iddiasına göre insan sadece iç niyetle hareket ettiğinde çoğu zaman dünyayı zorlamaya çalışır.
Her ayrıntıyı kontrol etmek ister.
Sonucun tam olarak kendi belirlediği şekilde oluşmasını ister.
İşte burada Transurfing'in en tartışmalı kavramlarından biri ortaya çıkar.
11. Dış Niyet Nedir?
İkinci kavram:
Dış niyet – Outer Intention
Zeland’ın sisteminde dış niyet, Transurfing'in merkezinde bulunan kavramlardan biridir.
İç niyet:
“Bunu gerçekleştireceğim.”
der.
Dış niyet ise daha çok:
“Bunun gerçekleştiği gerçekliği seçiyorum.”
anlayışına dayanır.
Buradaki fark küçücük görünür.
Ama Transurfing açısından çok büyüktür.
İç niyet dünyayı zorlamaya çalışır.
Dış niyet ise sonucu seçer ve onun hangi yolla ortaya çıkacağını tamamen kontrol etmeye çalışmaz.
Transurfing kaynaklarında iç niyet kişinin kendi eylemleriyle hedefe ulaşmaya çalışması, dış niyet ise hedefin gerçekleşmesine izin veren veya gerçekleşmiş olan varyasyonu “seçen” taraf olarak anlatılır.
12. İç Niyet ve Dış Niyeti Basit Bir Örnekle Ayıralım
Bir iş aradığınızı düşünün.
İç niyet şöyle çalışabilir:
CV hazırlarsınız.
İlanları araştırırsınız.
Başvuru yaparsınız.
Görüşmelere girersiniz.
Yeni beceriler öğrenirsiniz.
Bunlar sizin kontrolünüzdedir.
Fakat şu konular tamamen sizin kontrolünüzde değildir:
Hangi şirketin tam o sırada eleman aradığı.
Karşınıza kimin çıkacağı.
Birisinin sizi başka birine tavsiye edip etmeyeceği.
Ekonominin ne durumda olacağı.
Bir şirketin projesinin başlayıp başlamayacağı.
Zeland’ın önerisi kabaca şudur:
Kendi yapabileceğinizi yapın fakat bütün dünyanın nasıl davranması gerektiğini kontrol etmeye çalışmayın.
Transurfing bunu dış niyet kavramıyla çok daha metafizik bir biçimde açıklar.
Ama günlük hayatta çıkarılabilecek pratik anlam oldukça sadedir.
13. Dış Niyet Pasif Beklemek Değildir
Bu kavram kolayca yanlış anlaşılabilir.
Dış niyet:
“Evde oturayım, evren bana istediğimi getirsin.”
demek değildir.
Bir hedef seçersiniz.
Harekete geçersiniz.
Ama hedefin hangi yoldan geleceğini gereğinden fazla belirlemeye çalışmazsınız.
Örneğin bir işletme kurdunuz.
Başlangıçta şöyle düşünebilirsiniz:
“Başarının tek yolu bu müşteriyi almaktır.”
O müşteriye bütün önemi yüklersiniz.
Müşteri gelmezse her şeyin biteceğini düşünürsünüz.
Zeland bunu aşırı önem olarak görürdü.
Daha farklı yaklaşım ise şöyledir:
“Bu müşteriyi isterim. Bunun için gerekeni yaparım. Ama başka yolların da ortaya çıkabileceğini kabul ederim.”
Bir müşteri gelmez.
Başka müşteri gelir.
Bir ürün tutmaz.
Başka ürün tutar.
Başlangıçta düşündüğünüz yol kapanır.
Başka bir yol açılır.
Dış niyet kavramının gündelik hayatta en anlaşılır taraflarından biri budur.
14. Amaç ile Yol Aynı Şey Değildir
İnsan çoğu zaman amacı ile amaca giden yolu birbirine karıştırır.
Örneğin gerçek amacınız:
Ekonomik özgürlük
olabilir.
Fakat zihniniz:
“Bunun için kesinlikle şu şirketi kurmalıyım.”
diyebilir.
Şirket hedef değil, araçtır.
Başka yollar da olabilir.
Başka bir ürün olabilir.
Başka bir iş olabilir.
Başka bir ortaklık olabilir.
Başlangıçta hiç düşünmediğiniz bir fırsat ortaya çıkabilir.
Zeland’ın dış niyet yaklaşımının önemli taraflarından biri budur:
Hedefi koru, yolu gereğinden fazla kutsallaştırma.
Çünkü bazen insan kapalı bir kapıyı yıllarca zorlar.
Yanındaki açık kapıyı ise görmez.
15. Hayat Çizgisini Değiştirmek Ne Demektir?
Zeland’a göre düşünce ve niyet değiştiğinde insan başka hayat çizgilerine doğru kaymaya başlayabilir.
Bu bir anda gerçekleşmek zorunda değildir.
Küçük değişikliklerle başlayabilir.
Örneğin sürekli:
“Benim için hiçbir fırsat yok.”
diye düşünen biriyle:
“Fırsatları araştıracağım.”
diyen birinin davranışları zamanla farklılaşabilir.
İkincisi daha fazla insanla konuşabilir.
Daha fazla proje deneyebilir.
Yeni bilgi arayabilir.
Bir fırsatı gördüğünde değerlendirebilir.
Aylar sonra iki kişinin hayatı gerçekten farklılaşabilir.
Burada sonucu açıklamak için metafizik bir hayat çizgisi teorisine ihtiyacımız yoktur.
Davranış değişikliği bile önemli farklar oluşturabilir.
Ama Zeland bunun ötesine geçer.
Ona göre insan yalnızca davranışını değiştirmez.
Farklı bir gerçeklik sektörüne doğru hareket eder.
Bilimsel olarak doğrulanmamış kısım da tam olarak burasıdır.
16. Düşünceler Gerçekliği Değiştirir mi?
Bu soruya iki farklı düzeyde cevap vermek gerekir.
Birinci cevap:
Evet, düşünceler davranışlarımız üzerinden gerçek hayatımızı değiştirebilir.
Bir insanın geleceğe ilişkin beklentileri:
hangi fırsatları fark ettiğini,
hangi hedefleri seçtiğini,
ne kadar çaba gösterdiğini,
ne zaman vazgeçtiğini,
hangi insanlarla ilişki kurduğunu
etkileyebilir.
Psikolojide insanların gelecekte olabilecek farklı benliklerini nasıl düşündükleri possible selves – olası benlikler kavramıyla uzun süredir incelenmektedir. Bu olası benlikler insanların umutlarını, korkularını ve hedeflerini düzenleyebilir ve davranış için motivasyon sağlayabilir.
Ama ikinci soru farklıdır:
Düşünce tek başına fiziksel evrende başka bir önceden mevcut gerçeklik çizgisini seçiyor mu?
Bunu destekleyen kabul edilmiş bilimsel kanıt yoktur.
İki iddiayı birbirinden ayırmak gerekir.
17. Zihinde Geleceği Görmek Yararlı Olabilir mi?
Burada ilginç bir bilimsel nokta vardır.
İnsanların gelecekte istedikleri sonucu düşünmeleri gerçekten davranış üzerinde etkili olabilir.
Ama yalnızca güzel geleceği hayal etmek her zaman yeterli değildir.
Psikolojide mental contrasting – zihinsel karşılaştırma adı verilen yöntemde insan önce istediği geleceği düşünür, sonra mevcut gerçeklikte onu engelleyen şeyi belirler.
Yani:
“Başarılı olduğumu hayal edeyim.”
demekle bırakılmaz.
Ardından:
“Peki önümdeki gerçek engel ne?”
sorusu gelir.
2021 yılında yayımlanan ve 15.907 katılımcıyı kapsayan bir meta-analizde zihinsel karşılaştırmanın uygulama niyetleriyle birleştirilmesinin hedeflere ulaşmada küçük ile orta büyüklük arasında olumlu etki gösterdiği bulunmuştur.
Bu oldukça önemli bir ayrımdır.
Hayal etmek başka şeydir.
Hayal ile gerçeklik arasındaki yolu görmek başka şeydir.
18. Transurfing'in Niyet Kavramına Bilimsel Olarak En Yakın Alanlardan Biri
Psikolojide implementation intentions, yani uygulama niyetleri adı verilen oldukça iyi araştırılmış bir yöntem vardır.
Temeli son derece basittir.
Sadece:
“Daha fazla spor yapacağım.”
demek yerine:
“Pazartesi saat 19.00 olduğunda spor salonuna gideceğim.”
denir.
Yani:
Eğer X olursa, Y yapacağım.
Bu yöntem kişinin niyetini davranışa bağlar.
Araştırmalarda uygulama niyetlerinin hedef gerçekleştirme üzerinde olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir. Büyük bir meta-analizde 94 bağımsız test sonucunda orta ile büyük arasında bir genel etki bildirilmiştir.
Mekanizma da oldukça anlaşılırdır.
Kişi ne zaman harekete geçeceğini önceden belirlediği için fırsatı fark etmek ve uygun davranışı başlatmak kolaylaşır.
Bu doğrudan Zeland’ın dış niyet teorisini kanıtlamaz.
Ama “sadece istemek” ile “karar verip harekete geçmek” arasındaki farkın psikolojide de önemli olduğunu gösterir.
19. Hayat Çizgileri ve Küçük Kararlar
Transurfing'i tamamen metafizik tarafından okumak zorunda değiliz.
Hayat çizgilerini pratik bir metafor olarak da düşünebiliriz.
Bugün:
Bir kitap okumaya başlarsınız.
Yarın başka bir şey öğrenirsiniz.
Bir ay sonra küçük bir proje yaparsınız.
Proje sayesinde biriyle tanışırsınız.
O kişi size başka bir iş gösterir.
İki yıl sonra tamamen farklı bir alanda çalışıyor olabilirsiniz.
Başlangıçtaki tek karar küçük görünür.
Ama kararlar birbirine eklenmiştir.
Bir hayat çizgisi ortaya çıkmıştır.
Geriye baktığınızda:
“Her şey o gün başladı.”
diyebilirsiniz.
Hayat çoğu zaman böyle çalışır.
Büyük değişikliklerin başlangıcı bazen oldukça küçüktür.
20. Negatif Hayat Çizgileri Nasıl Oluşabilir?
Aynı mekanizma ters yönde de çalışabilir.
Bir insan kötü bir olay yaşar.
Sonra:
“Zaten benim başıma hep böyle şeyler geliyor.”
diye düşünür.
Daha dikkatli hale gelir.
Her yerde problem aramaya başlar.
Küçük sorunları daha fazla fark eder.
Yeni girişimlerden uzak durur.
İnsanlara daha az güvenir.
Fırsatları daha az değerlendirir.
Birkaç yıl sonra gerçekten daha kapalı bir hayat yaşıyor olabilir.
Zeland bunu insanın olumsuz hayat çizgilerine doğru ilerlemesi şeklinde açıklayabilir.
Psikoloji ise burada beklentilerin, dikkat süreçlerinin, öğrenilmiş davranışların ve seçimlerin zaman içinde birbirini güçlendirmesinden söz edebilir.
Yine gözlenen sonuç benzer olabilir.
Açıklamalar farklıdır.
21. Nereye Baktığımız Önemlidir
Transurfing boyunca tekrar tekrar karşımıza çıkan ortak kavramlardan biri dikkattir.
Sarkaçlarda dikkat önemliydi.
Denge yasasında önem önemliydi.
Olasılıklar Alanında yine dikkat karşımıza çıkar.
Çünkü insan her şeyi aynı anda göremez.
Dikkat sınırlıdır.
Bir şeyi aradığımızda onu daha kolay fark ederiz.
Bir problemi sürekli düşündüğümüzde problemle ilgili işaretleri daha fazla görebiliriz.
Bir fırsatı araştırdığımızda daha önce önemsemediğimiz bilgileri fark etmeye başlayabiliriz.
Bu nedenle insanın zihinsel yönelimi gerçekten de gördüğü dünya üzerinde etkili olur.
Ama burada dikkatli olmak gerekir.
Bu:
“Düşündüğüm için evren fiziksel olarak bunu yarattı.”
demek değildir.
Daha güvenli ifade şudur:
“Düşünme biçimim, neyi fark ettiğimi ve nasıl davrandığımı değiştirdi.”
22. Transurfing'de “Seçmek” Ne Demektir?
Zeland’ın kullandığı “seçmek” kelimesi oldukça önemlidir.
Bir restorana girdiğinizi düşünün.
Menüye bakarsınız.
Bir yemek seçersiniz.
Sonra garsona:
“Bunu gerçekten hak ediyor muyum?”
diye sormazsınız.
“Acaba mutfak bana bunu verir mi?”
diye saatlerce endişelenmezsiniz.
Siparişinizi verirsiniz.
Zeland hedefler konusunda buna benzeyen bir tavır önerir.
Hedef sürekli yalvarılan bir şey değil, seçilmiş bir yön olmalıdır.
Elbette hayat restoran değildir.
Her istediğimiz gerçekleşmez.
Zeland’ın benzetmesini gerçek dünyanın garantisi olarak almak doğru olmaz.
Fakat psikolojik açıdan burada ilginç bir fikir vardır:
Karar verilmiş bir hedef ile sürekli şüphe edilen bir arzu aynı zihinsel durumda değildir.
23. “Nasıl Olacak?” Sorununa Fazla Takılmak
Bir hedef belirlediğimizde zihnin ilk sorusu genellikle şudur:
“Nasıl?”
Nasıl olacak?
Parayı nereden bulacağım?
Kiminle tanışacağım?
Müşteriyi nasıl bulacağım?
Bu soruların bir kısmı gereklidir.
Plan yapmak gerekir.
Ama Zeland’a göre insan bazen “nasıl” sorusunu gereğinden fazla kontrol etmeye çalışır.
Sadece bildiği yolları kabul eder.
Henüz görmediği yolları imkânsız sayar.
Dış niyet düşüncesi burada devreye girer:
Yönü seç ama bütün güzergâhın bugünden belli olmasını isteme.
Bu düşüncenin metafizik kısmını bir kenara koyduğumuzda bile günlük hayat için yararlı olabilir.
Çünkü gelecekte hangi fırsatların ortaya çıkacağını gerçekten bilemeyiz.
24. Dış Niyet ile Teslimiyet Aynı Şey Değildir
Burada başka bir yanlış anlama olabilir.
Dış niyet:
“Ne olursa olsun.”
demek değildir.
Daha çok:
“Ne istediğimi biliyorum. Yapabileceğimi yapıyorum. Ama gerçekleşme biçimini tamamen kontrol etmek zorunda değilim.”
demektir.
Bir tür kontrollü esneklik vardır.
Hedef bellidir.
Fakat yol değişebilir.
Bu nedenle Transurfing'in bazı fikirleri günlük hayata şöyle çevrilebilir:
Hedefte kararlı, yöntemde esnek ol.
25. Olasılıklar Alanını Günlük Hayatta Nasıl Kullanabiliriz?
Zeland’ın metafizik iddialarını doğru kabul etmeden de kavramdan pratik bir yöntem çıkarılabilir.
Örneğin şu şekilde:
1. İstemediğiniz şeyi değil, istediğiniz yönü tanımlayın
“Sıkıcı bir iş istemiyorum.”
yerine:
“Nasıl bir çalışma hayatı istiyorum?”
sorusunu sorun.
2. Tek bir yolu zorunlu görmeyin
Hedef ile yöntemi birbirinden ayırın.
3. Küçük bir gerçek adım belirleyin
Sadece düşünmeyin.
Bugün ne yapılabilir?
Onu bulun.
4. Sonucu aşırı önemli hale getirmeyin
“Olmak zorunda.”
yerine:
“Bunu seçiyorum ve bunun için ilerliyorum.”
yaklaşımını kullanın.
5. Çevrenizde ortaya çıkan yeni yolları fark edin
Başlangıç planınıza uymadığı için her fırsatı reddetmeyin.
6. Düzenli olarak yönünüzü kontrol edin
“Ben hâlâ gitmek istediğim yere mi gidiyorum?”
diye sorun.
26. Basit Bir Örnek
Bir insan kendi işini kurmak istiyor olsun.
Eski düşünce:
“Bir gün kendi şirketimi kursam ne güzel olur.”
Bu arzudur.
Sonra karar verir:
“Bir ürün geliştireceğim.”
Bu niyete yaklaşır.
İlk prototipi yapar.
Bu eylemdir.
Müşterilerle konuşur.
Geri bildirim alır.
Ürünü değiştirir.
Burada iç niyet çalışmaktadır.
Ama başlangıçta düşündüğü müşteri kitlesi ürünü istemez.
Bunun yerine hiç beklemediği başka bir sektör ürünü ister.
İnsan:
“Hayır, benim planım böyle değildi.”
deyip fırsatı reddedebilir.
Ya da:
“Benim hedefim başarılı bir ürün oluşturmaktı. Bunun yolu değişebilir.”
diyebilir.
İkinci yaklaşım Zeland’ın dış niyet düşüncesine çok daha yakındır.
27. Transurfing'in Belki de En Yararlı Ayrımlarından Biri
Buraya kadar anlatılan sistemi tek cümleye indirebiliriz:
Hedef başka şeydir, hedefe giden yol başka şeydir.
İnsan çoğu zaman ikisini aynı şey sanır.
Sonra yol kapanınca hedefin de bittiğini düşünür.
Oysa başka yollar olabilir.
Zeland buna Olasılıklar Alanı der.
Başka biri:
“Alternatifler”
diyebilir.
Bir psikolog:
“Bilişsel esneklik”
diyebilir.
Bir girişimci:
“Pivot etmek”
diyebilir.
Kelimeler değişir.
Ama günlük hayattaki ders oldukça benzerdir:
Tek bir senaryoya bağlanmayın.
28. Kuantum Fiziği Bunun Kanıtı mı?
Reality Transurfing anlatılırken zaman zaman kuantum fiziğine gönderme yapılır.
Burada özellikle dikkatli olmak gerekir.
Kuantum mekaniğinde sistemlerin farklı olası ölçüm sonuçları vardır.
Süperpozisyon, olasılık genlikleri ve ölçüm gibi kavramlar gerçekten fiziğin parçalarıdır.
Ancak buradan:
“İnsan düşüncesi istediği makroskopik hayat çizgisini seçer.”
sonucu çıkmaz.
Modern kuantum fiziği Zeland’ın Olasılıklar Alanını doğrulayan bir teori değildir.
Aynı şekilde kuantum mekaniğinin çoklu olasılık yapısıyla Transurfing'in hayat çizgileri arasında kurulabilecek benzerlikler benzetme düzeyinde tutulmalıdır.
Bunları aynı teori gibi sunmak bilimsel açıdan doğru olmaz.
29. Olasılıklar Alanı Gerçek mi?
Bilimsel cevap oldukça nettir:
Zeland’ın tanımladığı biçimde bir Olasılıklar Alanının varlığı bilimsel olarak gösterilmiş değildir.
Bütün geçmiş ve gelecek varyasyonlarının bilgi olarak depolandığı ve insan bilincinin bunlar arasından gerçeklik seçtiği yönündeki iddia kabul edilmiş bir fizik teorisi değildir.
Bu Transurfing'in metafizik tarafıdır.
Fakat bunun içerisinden çıkan bazı daha sade fikirler bilimsel psikolojiyle uyumlu olabilir.
Geleceği düşünmek davranışı etkileyebilir.
Hedef belirlemek davranışı etkileyebilir.
Somut plan yapmak hedefe ulaşmayı kolaylaştırabilir.
Alternatif yollar görebilmek faydalı olabilir.
İstenen gelecekle mevcut engelleri birlikte düşünmek hedef davranışını güçlendirebilir.
Bunların hiçbirisi kozmik Olasılıklar Alanını kanıtlamaz.
Ama Transurfing'in bazı pratik önerilerinin neden insanlar üzerinde işe yarıyor gibi hissedilebileceğini açıklayabilir.
30. Bütün Sistemi Birleştirelim
Şimdi önceki yazılarla birlikte düşünelim.
Sarkaçlar
Dikkatinizi kendi hedefinizden uzaklaştırabilir.
Önem
Bir hedefi gereğinden fazla büyütebilir.
Aşırı potansiyel
Zeland’a göre bu aşırı önemden doğar.
Denge kuvvetleri
Aşırı potansiyeli azaltmaya çalışır.
Olasılıklar Alanı
Mümkün gerçeklik varyasyonlarının bulunduğu teorik alandır.
Hayat çizgileri
Birbirine yakın gerçeklik sektörlerinin oluşturduğu yollardır.
İç niyet
Kendi eyleminizle hedefe doğru hareket etmenizdir.
Dış niyet
Hedefi seçip onun gerçekleşme yolunu tamamen zorlamamaktır.
Bunların tamamını birbirine bağlayan şey ise:
Dikkat, seçim ve önemdir.
Sonuç
Vadim Zeland’ın Reality Transurfing sisteminde Olasılıklar Alanı bütün teorinin temelini oluşturur.
Zeland’a göre insanın önünde yalnızca tek bir gelecek bulunmaz.
Sayısız farklı gerçeklik varyasyonu vardır.
Bu varyasyonların birbirine yakın olanları hayat çizgilerini oluşturur.
İnsan düşünceleri, seçimleri ve niyetiyle bu çizgiler arasında hareket eder.
Bu modelde insanın görevi bütün gerçekliği zorla kontrol etmek değildir.
Önce ne istediğine karar vermektir.
Sonra hareket etmektir.
Fakat yolun yalnızca kendi düşündüğü biçimde gerçekleşmesini zorunlu görmemektir.
Bu nedenle Transurfing'in bu bölümünden çıkarılabilecek belki de en sade düşünce şudur:
Ne istediğini bil.
O yönde hareket et.
Ama oraya giden tek bir yol olduğunu düşünme.
Bir kapı kapanabilir.
Başka bir kapı açılabilir.
Bir plan çalışmayabilir.
Başka bir plan çalışabilir.
Bir insan hayatınızdan çıkabilir.
Başka biri girebilir.
Bir proje başarısız olabilir.
Ama o projenin öğrettikleri başka bir projenin başlangıcı olabilir.
Zeland bütün bunları hayat çizgileri arasında geçiş olarak yorumlar.
Bilim bunu böyle adlandırmaz.
Fakat günlük hayat açısından bakıldığında önemli bir gerçek yine ortada kalır:
Bugün yaptığımız küçük seçimler, birkaç yıl sonra yaşayacağımız hayatı ciddi biçimde değiştirebilir.
Ve belki de geleceği değiştirmek için yapılacak ilk şey geleceğin tamamını kontrol etmeye çalışmak değildir.
Sadece bir sonraki doğru adımı seçmektir.
Kaynakça
- Vadim Zeland, Reality Transurfing 1: The Space of Variations, John Hunt Publishing, 2008. Kitabın ilk bölümü doğrudan “The Model of Variations” başlığıyla Transurfing'in teorik temelini kurar.
- Reality Transurfing Explained, Space of Variations. Olasılıklar Alanı, sektörler ve hayat çizgilerinin Transurfing içindeki açıklaması.
- Reality Transurfing Explained, Outer Intention. İç niyet ve dış niyet ayrımı.
- Reality Transurfing International Academy, Pure Intention – Lesson VII. Niyet, iç niyet, dış niyet ve zihin-kalp birlikteliğine ilişkin Transurfing eğitim materyali.
- Markus, H. & Nurius, P., Possible Selves, American Psychologist, 1986. Gelecekte olabilecek benliklerin motivasyon ve davranış üzerindeki rolü.
- Gollwitzer, P. M. & Sheeran, P., Implementation Intentions and Goal Achievement: A Meta-analysis of Effects and Processes. Uygulama niyetlerinin hedef davranışlarına etkisini inceleyen meta-analiz.
- Webb, T. L. & Sheeran, P., Mechanisms of Implementation Intention Effects, British Journal of Social Psychology, 2008. Hedef planlarının davranışa dönüşme mekanizmaları.
- Wang, G., Wang, Y. & Gai, X., A Meta-Analysis of the Effects of Mental Contrasting With Implementation Intentions on Goal Attainment, Frontiers in Psychology, 2021. 21 çalışma ve 15.907 katılımcının incelendiği meta-analiz.
- Sevincer, A. T. & Oettingen, G., Spontaneous Mental Contrasting and Selective Goal Pursuit, Personality and Social Psychology Bulletin, 2013. İstenen gelecek ile mevcut gerçekliği birlikte değerlendirmenin hedef seçimi üzerindeki etkileri.